Thursday, May 25, 2006

tanzimat ıı.dönem özellikleri ve sanatçıları

TANZİMAT EDEBİYATININ 2.DÖNEMİNİN ÖZELLİKLERİ
*Sanat sanat içindir anlayışıyla eserler vermiştir.
*Dil ağırdır.
*Batı edebiyatının savunmuşlardır.Batı edebiyatı örneklerini başarıyla ortaya koymuşlardır.
*Romanda realizmin tesiri şiirde ise romantizmin tesiri görülür.
*Kölelik ,cariyelik ve yanlış batılılaşma bu dönem romanlarında işlenen konulardır.
*Bu dönem sanatçıları :siyaset ve toplum sorunları ile ilgilenmemişler ,yalnızca edebiyatla ilgilenmişlerdir.
*Bu dönem sanatçıları :Recaizade Mahmut Ekrem, Abdülhak Hamit Tarhan , Nabızade Nazım , Sami Paşazade Sezai , Muallim Naci

2.DÖNEM SANATÇILARI

RECAİZADE MAHMUT EKREM (1847_1914)
*Şiir,roman ,hikaye ,eleştiri ,edebi bilgiler ve tiyatro türünde eserler vermiştir.
*Şiirlerinde hüzün ve elem vardır.
*Hüzünlü duygular ,ölümü hatırlatan tabiat manzaraları ,solgun güller ,küçük kuşlar şiirinde işlediği konulardır.
*Şiirde kulak için kafiye görüşünü savunur.
*Şiir alanında fazla başarılı değildir,nesirde başarılıdır.
Eserleri:
İlk realist roman yazarıdır. Araba Sevdası eserde bilgisizce batıyı taklit eden Bihruz Bey’in ne hallere düştüğü anlatılır.Yer yer realist çizgilerle ve ince bir eleştiriye böyle insanlar göz önünde serilir.
Şiirleri :Nağme-i Seher ,Yadigar-ı Şebap . Zemzeme bir diğer eseri de oğlu Nihat için yazdığı şiirlerini ve nesirlerini de topladığı Pejmürde’dir.
*Not: Zemzeme’lere karşı Muallim Naci Demdeme adlı kitabında yazmıştır.
Tiyatroları; Afife Anjelik ,Vuslat, Atala ve Çok Bilen Çok Yanılır.
Hikaye :Muhsin Bey ve Şemsa
Eleştiri :Takdir-i Elhan
Edebi bilgiler:Talim-i Edebiyat
Ayrıca birçok romantik Fransız şairinin şiirlerini Türkçe’ye çevirmiştir.

ABDÜLHAK HAMİT TARHAN
(1852_1937)
*Divan şiirini sona erdiren sanatçıdır.
*Batı şiirindeki yenilikleri Türk şiirine uygulamıştır.
*Divan şiirinin nazım şekilleriyle kafiye düzenini kullanmamıştır.
*Romantizmin etkisindedir.
*Şiirinde taşkınlık ve yücelik ,söyleyişte tezat onun şiirinin en büyük özelliğidir.
*Tezat sanatını çok kullanmıştır.Tezatlar şairidir.
*Şiirlerinde ve tiyatrolarında tarihi konular önemli yer tutar.
*Hayat,tabiat,ölüm,ve insanlık gibi konuları işlemiştir.Ölüm şiir estetiğini oluşturur.
*Önemli şiirleri:Makber, Sahra, Belde, Baladan Bir Ses ,Garam, Ölü ,Hacle
*Tiyatroları oynamak için değil,okunmak içindir.
*Tiyatrolarında insanların yanında ölüler ,ruhlar ve hayaletler de yer alır.
*Tiyatrolarında Milli, İslam Tarihi ile ilgili egzotik konuları işlemiştir.
*Bazı tiyatrolarında Shakespeare’nin etkileri görülür.Dram türünde eserler vermiştir.
*Tiyatroları manzum ve düzyazı şeklindedir.
*Şair-i Azam olarak bilinir.
Eserleri:Macera’yı aşk ,Tarık ,Finten ,Liberte , Hakan ,Tezer ,Nesteren

SAMİ PAŞAZADE SEZAİ
(1860_1936)
*Batı edebiyatında yazdığı hikayeleri tanınır.
*Hikayelerinde Fransız realistlerinden izler vardır.
Eserleri:Sergüzeşt(roman)
Dilber adındaki esir kızın çalıştığı evin oğluyla aralarında doğan mutsuz aşkı ve acı sonu anlatır.Romanda realizm ve romantizm kendini hissettirir.Gözlemlerden dolayı realist yönü ağır basar.
İclal:Bu kitapta yeğeni İclal ‘in ölümü üzerine yazdığı mensur şiirlerini bazı düzyazılarını ve hatıralarını anlatır.
*Şir (Piyestir.)

NABIZADE NAZIM
(1862_1893)
*Realizm ve naturalizm öncüsüdür.
*Roman ve hikayeleri ile tanınmıştır.
*Karabibik(ilk köy romanı kabul edilir.) öyküden uzun, roman kısadır.
*Kahramanlarını yöresel şiveleriyle konuşturur.
*Gözlem önemli bir tutar.
*Yazar , tasvir ve tahlilinde son derece başarılıdır.

MUALLİM NACİ
(1850_1893)
*Eski edebiyat taraftarlarının lideri durumundadır.
*Eski şiirin temsilcisi olarak ün yapmasına rağmen Batılı şiir tarzında da başarılı örnekler vermiştir.
*Dili sadedir,dili kullanmada başarılıdır.
*İlk köy şiiri yazarıdır.
*Eserleri:Şiirleri:Ateş-Pare ,Şerare ,Sümbüle ve fürüzandır.
Recaizade’nin Zemzemelerine karşılık Demdemesi vardır.
Edebi bilgiler:Islahat-ı edebiye
Lugat:Lugat-ı Naci

Wednesday, May 24, 2006

AKIMLAR

NATÜRALİZM
Determinizm anlayışını romana getiren bu akım 19. asrın iknci yarısında Fransa’da ortaya çıkmıştır.
Determinizme göre tabiat olaylarında aynı sebepler aynı sonucu doğurur. Naturalistler, Determinizmi topluma ve insan uyguladılar. Toplum büyük bir laboratuar, insan deney konusu, sanatçı da bilgin sayıldı.
*İnsan kişiliğini anlatabilmek için soya çekim yasalarından ve toplum biliminden yararlandılar.
*Romanlarda kahramanların portreleri ince ayrıntılarına kadar verilir.
*Yazar eserde kişiliğini gizler.
*Gözlem ve tasvir önemlidir.
*Tiyatroda kostüm ve dekora önem verilir.
*Eserlerinde hayatı bütün yönüyle anlatırlar.
*Bedenden ayrı bir ruh yoktur.
*Dil her seviyedeki insanın anlayabileceği bir düzeyde tutulmuştur
*Sanat toplum içindir anlayışı doğrultusunda eserler verilmiştir.

NATÜRALİZMİN TEMSİLCİLERİ

EMİLE ZOLA(1840-1902)
*Naturalizmin kurucusudur.
*Çağdaş soruları ustaca yansıtmıştır.
*Romana bilimsel yöntem onunla girer.
Eserleri:Germinal,Nana,Meyhane,Gerçek Para.

GONCOURT KARDEŞLER
*Edmont Goncaurt ve Jules Goncourt’un amaçları yaşamın gerçek yönlerini bir tarihçinin geçmişi belgelemesi gibi belgelemektedir.
*Eserlerinde olay karmaşasımdan çok,anlatıma öncelik verir.
*Kahramanları gerçek yaşamdan almışlardır.
Eserleri:Joumal,Manete,Saloman

GUY DE MAUPASSANT (1850-1893)
*Yalın bir üslupla gözleme dayanan öyküler yazmıştır.
*Öykülerinde olay önemli bir yer tutmaz.
*Eserleri:Küçük Hikayeler.Seçilmiş Hikayeler Kadar Acı Güzel Dost
ALPHONSE DAUDET (1840-1887)
Eserleri:Değirmeninden Mektuplar,Pazartesi Hikayeleri, Bir Çocuğun Hayatı, Sapho, Toroskonlu, Tartain.

NATURALİZMİN TÜRK EDEBİYATINDAKİ TEMSİLCİLERİ
Hüseyin R.Gürpınar,Nabizade Nazım ve Beşir Fuat’tır.

PARNASİZM
*Romantik şiir anlayışı ile Fransa da ortaya çıkmıştır.
*Doğal güzelliğe ve dış görünüşe büyük önem verir.
*Sanat sanat içindir ilkesini savunmuştur.
*Nesneleri dış görünüşünü aktarmışlardır.
*Kelimeler seçilerek kullanılır.Kelimelerin sıralayışı ve ahenk önemlidir.
*Kafiye ve Redife önem verilir.
*Romantizm’de bırakılan eski Yunan ve Latin kültürüne dönüşmüştür.

PARNASİZMİN TEMSİLCİLERİ
TH.GAUTHİER
Güç biçimler üzerinde olgunluk arayan titiz çalışması örnek alınır.

THEEODORE DEBANVİLLE
*Ölçü ve uyak olanaklarına aşırı önem gösterir.

LECONTE DE LİSLİ
*Şiirin biçim öğelerini aşırı dikkat ederek şiirlerini oluşturur.

FRANCOİS COPPEE
*Konularını günlük hayattan alır.Bu yönüyle Tevfik Fikret’i etkilemştir.

JOSİ MARİA DE HEREDİA
*Kısa ve yoğun şiirleriyle döneminde etkili olmuştur.

TÜRK EDEBİYATINDAKİ TEMSİLCİLERİ
Tevfik Fikret,Cenap Şahabettin,Yayha Kemal.

SEMBOLİZM
*19.yy’ın son çeyreğinde ortaya çıkmıştır.
*Sembolizm ‘’sezgiciliğe’’Alman idealizmin kurucusu Kant’ın ve Schongenhauer’in felsefik görüşüne rastlanır.
*Nesneleri olduğu gibi anlatmak mümkün değildir.Nesneler değişerek anlatılabilir.
*Sembolisteler eşyayı belli bir kitaplıkta görürler.
*Anlatımda sözlerin sözlük anlamından bıkan sembolistler yaşatmaya çalışırlar.Şiirde anlam açıklığından kaçındılar.
*Şiir anlaşılmak için değil hissedilmek içindir.
*Şiirde alaca karanlık üzüntü ve ay ışığı,gün doğumu,gün batımı gibi belli belirsiz varlıklar görüntüleri yansıtırlar.
*Şiirde musiki her şeyden önce musiki ilkesini savundular.
*Sanat için sanat anlayışına bağlılardır.
*Dil herkesin anlıya cağı seviyede değil oldukça ağırdır

SEMBOLİZM TEMSİLCİLERİ
C.BAUDLAİRE
Eserleri:Kötülük çiçekleri,esrar ve haşhaş
DİĞER TEMSİLCİLERİ
S.Mallrme,P.Verlaine,A.Rimbaud

TÜRK EDEBİYATINDAKİ TEMSİLCLERİ
İlk etkileri Cenap Şehabettin’den görülür. Bütün kurllarını uygulayan Ahmet Haşim’dir. Ahmet Muhir Dranas, Ahmet Hamdi Tanprnar ve Cahit Sıtkı Tarancı da etkilenmiştir.

SÜRREALİZM
Kelime anlamı "gerçek üstüncülük" demek olan bu akım 1924’te Fransa’da çıkmıştır.
*Sürrealistlere Sigmund Freund düşüncesi etkisindedir.
*Bilnçaltı rüyada ortaya çıkar.
*Hipnotize edilmiş insanlara şiir söylettiler.Bunları şaheser saydılar ve bunlara otomstik şiir dediler.
*Akıl ve mantık değersizdir.İnsanı yönlendiren İçgüdü bilinç altıdır.

SÜRREALİZM TEMSİLCİLERİ
Breton,Aragon ve Paul Eluard’dır.

TÜRK EDEBİYATINDAKİ TEMSİLCİLERİ
Garipçiler,İkinci Yeni


FÜTÜRİZM
*Geleceği makinalaştıran sanattır.
*20.yy’da başında Marinetti tarafıdan kurulmuştur.
*Geçmişin sanat değerlerini bırakmalı ve anlatım biçimleri bulmalı.
*Makinalaşma çalışmaları kutsallığı savunulmalıdır.

FÜTÜRİZM TEMSİLCİLERİ
Marinetti ve Mayatovski

TÜRK EDEBİYATINDAKİ TEMSİLCİLERİ
Nazım Hikmet


EGZİSTANSİYALİZM
*Var olmayı her şeyden önce görenlerdir.Bu akıma var oluşçulukta denir.
*İnsan kendi değerlerini kendi oluşturabileceğini bilmelidir.
*İnsan bütünüyle özgür olmalıdır.

EGZİSTANYALİZMİN TEMSİLCİLERİ
J.Paul Sartre,Simon de Beauvoir,A.Camus

DADAİZM
*Kelimeleri rastgele kullanılmada doğan şiir.
*Dil ve estetik kurallarını yıkma.
*Şiir gelişimini güzel seçilmiş kağıt üzerine dizilmesiyle yazılır.

DADAİZMİN TEMSİLCİLERİ
Tristan Zara, L.Aragon, Paul Elaud

YUNAN EDEBİYATI
M.Ö 9 asır-M.Ö 2 asır

HOMEROS
Destan türünde eser yazılır.
Eserleri:İlyada,Odysseia

HESİODOS
*Eski Yunanlıları şiirleriyle eğitmeye çalışmıştır.
*Didaktik şiirler yazmıştır.
Eserleri:İşler ve günler,Kosmosk

SAPHO
Liriktir,aşk temalarını çokça işler.
Eserleri:Düğün,şarkı,iç savaşlar.

AİSSPOS
Fabl türünün kurucusudur.

TRAJEDYE ŞAİRLERİ
(ağlatı şairleri insanı arındıran şiirlerdir)

AİSKHYLOS
*Eskilerin Şekspir’i.
*Eserlerinde gelenek ve ahlakı savunur.İnsanı yüceltir.
*Günah ve kötülü düşüncesini dengede tutar.
Eserleri:Yalvaran Kızlar,Persler,Zincire Vurulmuş,Prometheyus

SOPHOKLES
*İnsanlarla insanın çatışmasını işler.
*Kişiler yazdığının oyuncağıdır.
EURUPİDES
*Koronun işlevini azaltmış aktörlere daha fazla yer vermiştir.
Eserleri:Kylops(dram),Fenikeli Kadınlar,Heleno,Elektra.


KOMEDYA ŞAİRLERİ

ARİSTOPHANES
*Eserlerinde koyu bir yergi,siyasetçileri alaya alma vardır.
*İlk büyük komedya şairidir
Eserleri:Kuşlar,Eşek Arıları.

DEMOSTHENES (Hitabet’te)

HEREDOTOS (Tarih’te)

SOKRATES(Felsefe’de)

EFLATUN (PLATON) Felsefe’de)

ARİSTO (Felsefe’de)

AKIMLAR

EDEBİ AKIMLAR
Avrupa’da edebi akımlar başlamadan önce, iki önemli düşünce ve sanat anlayışı vardı:
Hümanizm ve Rönesansçılık
HÜMANİZM:
İnsana dönüş,eski Yunan ve Latin edebiyatına yönelen sanatçılar iki önemli ana düşünceyi bulmuşlar.İnsana değer vermek.Tabiatı Tanrı’nın bir yaratısı görmek.İnsanı sevip onu yüceltme. Dante bu düşüncenin temsilcisidir.
RÖNESANSÇILAR:
Hem hümanizmin getirdiklerin hem de16.yy bilim ve akılcılığını benimsemişlerdir.
*Özgürlük düşüncesini geliştirirler.
*Petrarca, Montaigne, Bocan, Carvantes, Shakespeare bu dönemde eser verirler.


KLASİSİZM
*17.yy ortalarında Fransa’da ortaya çıkan edebiyat akımıdır.
*Akla ve sağ duyuya değer verirler.
*İnsandaki tabiata insanların iç dünyasına saygı göstermek esastır,
*Konularını eski Yunan ve Katin edebiyatından alırlar.
*Kahramanları seçkin kişilerdir.Sıradan insanlara eserlerinde yer vermezler.
*Önemli olan konu değil konunun işleniş biçimidir
*Dil,üslup kusursuz bir şekilde işlenmiştir.Dil açık,yalın ve soyludur.
*Sanat için sanat görüşünü savunurlar.
*Sanatçı eserde kendini gizler.
*Tiyatroda üç birlik kuralına uyulur.(olay,zaman,mekan)


KLASİSİZM AKIMININ TEMSİLCİLERİ

MOLİERE
*Çağın sosyal bir teknikçisidir.
*Komedyayı gerçek hayata dönüştürmüştür.
*Yapmacıktan aşırılıktan sıyrılarak çağdaş insan yaklaşmıştır.
*Güldürünün bütün biçimlerini eserlerinde işlemiştir.
*Eserleri:Tartuffe,Donjuan,Zoraki Takip,Cimri,Kibarlık Budalası,Hasatlık, Hastası,Kocalar Okullu,Kadınlar Okulu.

CORNEİLLE
*Trajedi,komedi yazarıdır.
*Soylu tipleri işler kaderlerini kendisi çizer.
*Kahramanları;akıllı kullanan doğruyu,gerçeği bulan iradeli tiplerdir.
*Eserlerinde insanları oldukları gibi değil olmaları gerektiği gibi gösterir.
*Eserleri: Horace, Polyeucte, Le Cid

RACİNE
*Trajedi yazarıdır.Trajediyi yozlaşmaktan kurtarır.
*Eserlerinde tuttukları en doğal dille konuşmuştur son derece ölçülü uyumlu bir şiir yaratmıştır.
*Eserlerinde kahraman yoktur,insan tipleri vardır.Çok güçlü tutkuların etkisi ve baskısı altındadır.
*Eserleri:Andromagu,Athaile,Britannicus,Berenice

LA FONTAİNE
*Fabl yazarıdır.
*Fabl:Hayvanları konuşturarak hayvanlar arasında geçen olayları araç olarak kullanıp insanların kusurlarını anlatan manzum öykücükleridir.

LA BRUYERE
*Soyluların solanlarından ruhsal gözlem ve gözleyiş merakı edebi portreler türünün doğmasını geliştirmiştir.
*Çizdiği tipleri yargılar,över ve yerer
*Kısa kesintili canlı bir anlatımı vardır.
*Eserleri:Karakterleri 1120 anlatır.

LA FAYETTE
*Roman yazarıdır.
*Eserleri:La Princessede Cleves,La Princesse de Montpensier,Zaide.

DANİEL DEFOE
Eserleri: Robinson Cruse


KLASİZMİN TÜRK EDEBİYATINDAKİ TEMSİLCİLERİ
*La Fontaine’den çevirileriyle akla değer vermesiyle Şinasi
*Molier'den çevirileriyle A. Vefik Paşa.



ROMANTİZM
*Fransa’da 1830 yıllarında klasizme tepki olarak gelişmiş bir edebiyat akımıdır.
*Klasik edebiyatın kural ve şekilleri bırakılır.
*Konular eski Yunan ve Latin edebiyatı yerine Hristiyanlıktan Tarihten ve günlük yaşamından alınır.
*Akıl yerine duygulara ve hayallere önem verirler.
*Sanatçılar kendi eserlerinin kişiliklerini gizlemezler.
*Sanat toplum içindir görüşünü benimsemişlerdir.
*Tabiat önemlidir.Gözlem ve tasvire önem verilir.
*Konular işlenirken iyi,kötü,doğru,yanlış gibi karşıtlıklardan yararlanırlar.
*Üç birlik kuralı terk edilir,dram gelişir.
*Karamsarlık ağır basar.

ROMANTİZM TEMSİLCİLERİ

J.J ROUSSEAU
*Her şeyi doğada doğanın saflığında bularak ona bağlanmanın onu taklit etmenin doğruluğunu savunur.
*Toplum düzeyi konusunda eşitlik özgürlük halk egemenliğini savunmuştur.
*Romantik sözcüğünü ilk kez kullanmıştır.
*Emile (çocuk eğitimiyle ilgili düşüncelerini iç itiraflarını ve hatıralarını topladığı eseridir.)
Toplum sözleşmesinde toplumsal konulardaki görüşlerini belirtir.

VOLTAİRE
*Katolik dinine ve kiliseye savaş açmıştır.
*İnsan aklına seslenen bir tanrıdan yanadır.
*Burjuvazinin mülkiyet ve özgürlük anlayışını savunur.
*İğneleyici bir üsluba sahiptir.
*Romanları:sadig candide


VİCTOR HUGO
*Cumhuriyetçi düşüncesiyle politikaya atılmıştır.
*Cromvel adlı eseri ile romantizm ilkelerini açılayıp bu akımın en önemli ismi olmuştur.Drama türünde başarılı olmuştur.
* Şiir ve romanlarda toplumsal konularla ilgili düşüncelerini kişisel duygu ve coşkularını birleştirmesini bilmiştir.
*Şiirleri:Sonbahar Yaprakları,Akşam Şarkıları,Işıları ve Gölgeler Temaşalar.
*Oyunları:Hernai,Ruy,Balas,Kral Eğleniyor.
*Romanları:Notre Demade,Paris,Sefiller


GOETHE
*Şiir,tiyatro,roman,yaşam öyküsü türlerinde ürünler verilmiştir.
*Tiyatroları:Foüst,Tasso
*Romanları:Genç Werther’in İtirafları.Wilhelm Meister’in Çıraklık Yılları,Wilhelm Mister’in Gezi Notları
*Şiirleri:Roma mersiyeleri,Divan


SCHİLLER
*Romantik tiyatronun en önemli dram şairidir.
*Karakter yaratmada başarılıdır.
*Tiyatrolarda özgürlük sevgisi işler.
*Eserleri:Haydutlar,Wilhelm Tel,Jeanne D’Arc,Don Carlos

CHATEAUBRİAND
*Eserleri:Atal-Rene,Paris’ten Filistin’e yolculuk,Mezar Ötesinden Hatıralar

MADAME De STAEL
*Eserleri:Edebiyata dair,Almanya’ya dair.

GEORGE SAND
Eserleri:Mahrem,Notlar,İndiana,Mektuplar,O Kadın,O Adam



ROMANTİZMİN BİZİM EDEBİYATIMIZDAKİ TEMSİLCİLERİ
Namık Kemal, Abdulak Hamit ve Mithat Efendi; Şiirleriyle R.Mahmut Ekrem



REALİZM
*19.yy’ın ikinci yarısında Fransa’da romantizme tepki olarak çıkan bir edebiyat takımıdır.
*Konu gerçekten alınır.Olay ve kişiler yaşanan ve yaşayan kişilerin benzerleridir
*Kişilerin ruhi davranışlarını etkileyen onların kişiliklerini çizen çevre ve ortamın tanıtılmasına önem verilir.
*Betimlemeler yazarın gözüyle yapılmaz kahramanın gözüyle yapılır.
*His ve hayale kapılmadan toplum gerçeklerini olduğu gibi yansıtır.
*Sanat için sanat görüşünü savunurlar.
*Hikaye ve Romanda uygulanır.


REALİZM TEMSİLCİLERİ

HONORE DE BALZAC
*Realist romanın kurucusudur.
*Genç yaşta insanlığın yaşadığı trajedinin parça ve çevresinde döndüğünü anlamış ve bütün eserlerini insanlık komedyası adı altında toplamıştır.
*Eşsiz bir gözlem gücüne sahiptir.
*Eserlerinde 2000’e yakın tipi olanca gerçekliğiyle canlandırılmıştır.
Eserleri:Gorior Baba,Eugenie Grandette,İki Yeni Gelinin Hatıraları,Vadideki Zambak,Köylüler Kibarlar,Fahişeler.

STENDHAL
*Sağlam bir üslubu vardır.
*Eserlerinde psikolojik çözümler yapar.
*Eserleri:Parma Manastırı,Kırmızı ve Siyah
*İtalyan öyküleri (öykü)

GUSTAVE FLUBERT
*Yalan,düzen,çirkef,dünyaya tek sığınağım tek çarem sanattır der.
*Bütün eserleri insanlığın hayalini anlatır.Yorum yapma sessizdir.Yaratan tanrıyı örnek almalıdır.Yaratmalı ve susmalıdır.

TOLSTOY
Eserleri:Anna,Karalina,Savaş ve Barış Kazaklar;hacı Murat,İvan Ilıçı Ölüm ve Dirilşi

DOSTOYEVSKİ
*Eserleri:Karamozof Kardeşler,Ezilenler,Suç ve Ceza,Budala,Kumarbaz,Ecinliler,Ölüler Evinde Hatıralar

ERNEST HEMİNGWAY
Eserleri:Çanlar kimin için çalıyor ihtiyar adam ve deniz güneşte doğar siyahlara veda.

STEİNBECK
Eserleri:Bitmeyen Kavga,Gazap Üzümleri,Yukarı Mahalle,Fareler ve İnsanlar

REALİZMİN TÜRK EDEBİYATINDAKİ TEMSİLCİLERİ
Romanıyla R. Mahmut Ekrem,Nabizade Nazım,Paşazade Sezai,Yakup Kadri,R. Halit Karay.

MİLLİ EDEBİYAT

MİLLİ EDEBİYAT
(1911-1923)
Milli edebiyatı 1911 de Selanik’te çıkarılamaya başlanan genç kalemler dergisi etrafında toplanan genç sanatçılar oluşturur. Bu yıllarda devlet siyasi yönden çöküntü içindedir.Bu dönemde memleketi kurtarmak için ortaya çıkmış olan Osmanlıcılık, İslamcılık ve Türkçülük ideolojilerinden Türkçülük fikrini seçerek bunun savunuculuğunu yapar.Bundan sonra İstanbul da birbirini izleyen milliyetçi derneklerle Türk derneği, Türk yurdu ,Türk ocağı adını taşıyan dergiler bu akımın kültür ve edebiyat alanlarında birer yayın organı oldular.


MİLLİ EDEBİYATIN ÖZELLİKLERİ
*Dilde sadeleşme fikrini savunmuşlardır ve bunu eserlerinde uygulamışlardır.
*Dil konusunda şu görüşleri savunmuşlardır:
Türkçe karşılıkları olan Arapça , Farsça kelime ve tamlamaların kullanılmasına karşı çıkmışlardır.
Yazı dilinde İstanbul Türkçe’sinin esas alınmasını ileri sürmüşlerdir.
*Milli konulara yönelmişlerdir.Eserlerinde savaşların insanlarımız üzerindeki etkisi ve çöküntüsünü işlemişlerdir.Yerli ve milli konularda yer vererek Anadolu insanının hayatını yansıtmışlardır.
*Halk şiirinin nazım şekillerini kullanarak ,gerçek şiirimizin halk şiiri ,milli veznimizin hece vezni olduğunu ileri sürmüşlerdir.
*Milli edebiyata yer yer şahsi konular işlense de hamaset yüklü bir edebiyattır.
*Romanda ve öyküde teknik gelişmiştir.
*Milli edebiyatın hikaye ne nesir alanındaki ilk yazarı Ömer Seyfettin’dir.
*Mili edebiyata manzumelerini ve düşünceleriyle yön veren Ziya Gökalptir.
*Tarih ve edebiyat tarihi alanındaki temsilcisidir.Fuat Köprülüdür.
*Bu okulun başlıca temsilcileri Ömer Seyfettin,Emin Yurdakul,Ziya Gökalp, Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Reşat Nuri Güntekin, Falih Rıfkı Atay, Refik Halit Karay, Halide Edip Adıvar, Kemalettin Kamu


MİLLİ EDEBİYATIN SANATÇILARI

ZİYA GÖKALP
(1876-1924)
*Türkçülük akımını sistemleştiren ve eserlerinde işleyen bir sanatçıdır
*Türk milliyetçiliğini sınırlarını belirleyerek milli edebiyatın fikri temellerini oluşturmuştur.
*Türkçülüğü dil,edebiyat,din,iktisat,siyaset ve güzel sanatlar alanındadır.
*Edebiyatı görüşlerini yaymak için bir araç olarak gördü
*Dili sadedir,süsten uzaktır.
*Türk dilinin milli temeller üzerinde geliştirilmesi konusunda büyük çaba sarf etmiştir.Türkçe karşılıkları olan Arapça ve Farsça sözcük ve tamlamaları atılmasını,halk diline yerleşmiş olanlarında Türkçeleşmiş Türkçe kabul edilmesi gerektiğini belirtmiştir.
*Milli veznimizin hece vezne olduğunu söyler.
Eserler:Şiir kitabları:Kızıl Elma,Yeni Hayat,
Altın Işık
Nesirleri:Türk Töresi,Türkçülüğün Esasları,Türkleşmek Muasırlaşmak İslamlaşmak, Malta Mektupları, Türk Medeniyeti

ÖMER SEYFETTİN
(1884-1920)
*Son devir Türk hikayeciliğinin en büyük yazarlarından biri ve yeni lisan hareketinin savunucularındandır.
*Selanik’te çıkan genç kalemler dergisinde yeni lisan makalesinde Servet –i Fünün edebiyatının ağdalı, katışık diline karşı arı,sade halk dilini savundu.
*Klasik öykünün edebiyatımızdaki ilk temsilcisi oldu.
*Hikayelerinin konularını gündelik yaşamdan , çocukluk ve askerlik anılarından ,tarihten ,halk fıkralarından ,menkıbe ve efsanelerden alır.
*Hikayelerinin bazılarında sosyal hayattaki gülünçlükleri karikatürize eder.
*Hikayeleri realisttir.
*Bazı hikayelerinde Balkanlarda çekilen sıkıntıları ve acıları işlemiştir.
*Dili sade ve süsten uzaktır.
ESERLERİ:
İlk Düşen Ak,Yüksek Ökçeler, Bomba, Diyet, Gizli Mabet, Asilzadeler, Bahar ve Kelebekler, Beyaz Lale, Kaşağı, Yalnız Efe, Nadan, Harem, Falaka
*NOT:Efruz Bey adlı bir romanı da vardır.

MEHMET EMİN YURDAKUL
(1869-1944)
*Şiir yazmaya Servet-i Fünun döneminde başlamıştır.
*İlk şiiri cenge giderken büyük ilgi toplamış ve bu şiirle Mili edebiyatın öncüsü olmuştur.
*Şiirlerinde konularını ,toplum dertlerinden , sosyal epik hayat sahnelerinden almış,uyarıcı ve öğretici şiirler yazmıştır.
*Şiirlerinde sade bir dil ve hece ölçüsü kullanmıştır.
*Şiirlerinde hece sayısı çok olan ölçüler kullanmış böylece söyleyişte şiiri nesre yaklaştırmıştır.

Panaroma, Nur Baba, Hüküm Gecesi, Sodom Gomore, Ankara, Bir Sürgün.

REŞAT NURİ GÜNTEKİN
(1892-1996)
*Şöhretini çalıkuşu romanıyla kazanan Reşat Nuri milli edebiyat akımından etkilenen sanatçılardandır.
*Eserlerinde yanlış batılılaşma anlayışını ,batıl inanışları yurdun çeşitli yerlerinde hayat sahneleri işlemiştir.
*Eserlerinde Anadolu’nun yerli hayatını ve kişilerini başarılı bir şekilde yansıtmıştır.
*Romanlarında güçlü bir gözlemciliğe dayanan realizm ve canlı bir üslup vardır.
*Kahramanlarını genellikle tek boyutludur.Ruh tahlillerinde başarılı eserlerine konuşma dili hakimdir.
*Roman, hikaye ve gezi yazısı türlerinde eserleri vardır.
ESERLERİ:
Romanları: Çalıkuşu, Dudaktan Kalbe, Gizli El, Acımak, Eski Hastalık,Yaprak Dökümü , Akşam Güneşi, Damga, Bir Kadın Düşmanı
Hikayeleri:Tanrı Misafiri, Sönmüş Yıldızlar, Eski Ahbap, Boyunduruk
Tiyatroları:Hançer, Eski Borç, Gözdağı, Balıkesir Muhasebecisi, Taş Parçası, İstiklal
Gezi yazıları: Anadolu notları

YAKUP KADRİ KARAOSMANOĞLU
(1889-1974)
*Roman, hikaye ,deneme,makale, anı ve mensur şiir türlerinde eserler vermiştir.
Yazı hayatına Fecr_i Ati topluluğunda romantik realist hikaye ve mensur şiirle başlayan Yakup Kadri bu topluluk dağıldıktan sonra milli edebiyat içinde yer almıştır.
*Fecr_i Ati topluluğunda bulunduğu müddetçe bu topluluğun özelliklerini benimsemiş ve ferdiyetçi sanat anlayışına sahip olmuştur.
*Asıl şöhretini romanlarıyla buldu.
*Eserlerinde mükemmel bit teknik görülür, karakterleri başarıyla canlandırır.
*İlk eserlerinde mistik bir hava sezilir.
*1916 dan sonra yurt gerçeklerini ve milli duyguları işleyen eserler yazmıştır.
*Tarih ve toplum olaylarından her birini bir romanına aktararak Tanzimat devriyle Atatürk Türkiye’si arasındaki dönem ve kuşakların geçirdikleri sosyal değişim ve bunalımların, yaşayış ve görüş farklılıklarını işledi;düşünceye ve teze dayanan eserler yazdı.
ESERLERİ:
HİKAYELERİ : Bir Serencam, Rahmet , Milli Savaş Hikayeleri
Mensur şiirleri Erenlerin Bağından, Okun Ucundan
ANI : Vatan Yolunda Zoraki , Diplomat Gençlik ve Edebiyat Hatıraları

ROMANLARI :Kiralık Konak,Yaban,

HALİDE EDİP ADIVAR
(1884 1964 )
*İlk zamanlar İngiliz edebiyatının etkisinde yazdı.
*İlk romanlarında aşk konusunu işlemiş ve kadın psikolojisi üzerinde durmuştur.
*Türkçülük akınını benimseyerek milli edebiyatının en tanınmış romancısı ve hikayecisi olmuştur.
*Ünlü Sultan Ahmet mitingi ile halkı coşturmuş ve milli mücadelenin bizzat içinde rol almıştır
*Eserlerinde gözlem , tasvir ve tahlillerde başarılıdır.
*Eserlerinde sosyal çevreye önem verir.
*Dağınık bir üslubu vardır. Kullanmada başarılı değildir.
*Romanlarında kahramanları genellikle kadındır.
*Kadın kahramanları üstün özelliklere sahiptir.
*Karakter bulmakta başarılıdır.
*Eserlerini 3 kümeye ayırabiliriz.
Yazar ilk romanlarında aşk konusu üzerinde durur.Bireysel tutkuları , özellikle kadın psikolojisini izler. Handan , seviye talip , kalp ağrısı gibi romanlarını bu kümede sayabiliriz.

Kurtuluş savaşı üzerine yazılmış romanları : Ateşten Gömlek , Vurun Kahpeye.
Toplum hayatını anlattığı töre romanları bu romanlar : Sinekli Bakkal , Tatarcık ,
Sonsuz Panayır , Sevda Sokağı Komedyası , Mor Salkımlı Ev ( ANI )

ESERLERİ : Romanları : Handan ;( aşk ) Yeni Turan ( idealize edilmiş bir kadının düşünce serüveni.) Ateşten Gömlek , Vurun Kahpeye ( istiklal savaşını , yunun zulmünü anlatır ) Sinekli Bakkal Tatarcık ( Türkiye’nin toplum yaşantısını yansıtır.)
ANI : Türkün ateşle imtihanı ( istiklal savaşı yılları ) Morsalkımlı Ev ( Çocukluk günleri )
HİKAYELERİ : Dağa Çıkan Kurt , Harap Mabetleri
İNCELEME : İngiliz edebiyatı tarihi

FUAT KÖPRÜLÜ
( 1890 – 1966 ) :
*Önceleri Fecri Ati topluluğunda bulunmuş olan Fuat Köprülü , Tarih ve edebiyat alanında batılı görüşe sahip ilk edebiyat tarihçimizdir.
ESERLERİ : Türk edebiyatı tarihinde usül Türk edebiyatı tarihi Türk Dili ve edebiyatı hakkında araştırmalar ilk mutasavvuflar divan edebiyatı antolojisi.

fecr-i ati edebiyatı özellikleri yazar ve şairleri

FECR-İ ATİ EDEBİYATI
Edebiyat-ı Cedide’ye tepki olarak doğmuştur. Fecr-i Aticiler, 24 Şubatta 1909 da sanat anlayışlarını ,amaç ve ilkelerini bir bildiriyle açıklamışlardır. Fecri Ati geleceğin tanı anlamına gelir. Topluluğun sanat anlayışı şu ilkede odaklaşır:
“Sanat kişisel ve saygındır”Amaçlarını ise şöyle özetlediler:
*Dilin yazının ,edebiyatın ,ve bilimin gelişmesine çalışmak.
*Topluluk üyelerinin yapıtlarını içeren bir kitaplık kurmak
*Yetenekli sanatçıları bir araya getirmek
*Batının önemli eserlerini çevirmek
*Herkese açık toplantılar düzenleyerek halkın edebiyat ve sanat konularındaki bilgileri artırmak
*Batıdaki benzer kurum ve kuruluşlarla ilişki kurarak ülkemizin yazınsal ürünlerini batıya , batının ürünlerini de doğuya tanıtmak

FECR_İ ATİ EDEBİYATININ ÖZELLİKLERİ
*Örnek olarak Fransız edebiyatını aldılar.
*Eserlerinde aşk ve tabiat konusunu işler.
*Duygulu ve romantik bir aşkı dile getirdiler.
*Gerçekten uzak tabiat tasvirleri yaptılar.
*Fransız sembolistlerinden etkilendiler.
*Şiirlerinde aruz veznini kullandılar.
*Serbest müstezatı geliştirerek kullanmaya devam ettiler.
*Ağır bir dil kullandılar.dil Arapça,Farsça kelime ve tamlamalarla yüklüdür.
*Herhangi bir yenilik getirememişlerdir.Serveti Fünun edebiyatının devamından öteye gidememişlerdir.
*Fecr-i Ati topluluğu:Refik Halit Karay ,Ali Canip Yöntem ,Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Ahmet Haşim, Celal Sahir gibi sanatçılardan oluşur.

AHMET HAŞİM
(1884-1933)
*Topluluğun en önemli şairidir.
*Topluluk dağıldıktan sonra sanat hayatını bağımsız olarak sürdürmüştür.
*Piyale adlı şiir kitabının önsözünde şiir hakkındaki düşüncelerini Şiir hakkında bazı mülazahalar başlığı altında toplamıştır.Şiir hakkındaki görüşleri:
Şiir duyulmak,hissedilmek için yazılmıştır.
Şiirde musiki anlamdan önce gelmelidir.Şiirde anlam aranmaz.
Şiirin dili musiki ile söz arasındadır,sözden ziyade musikiye yakındır.
*Şiirlerinde dış dünyayı kendi iç dünyasıyla birleştirir ve iç dünyasında ,ruhunda aldığı şekillerle yansıtır.
*Şiirin kaynağı Haşim’e göre şuuraltıdır.
*Sembolizmin en önemli temsilcisidir.
*Sanat sanat içindir.görüşüne bağlıdır.
*Şiirlerinde tabiat ile ilgili kavramlar, akşam, gurup, şafak, mehtap, gece, çöller gibi kavramları bolca kullanır.
*Hece veznini köylü vezni olarak nitelendirir.
*Dili süslü ve sanatlıdır.Serbest müstezatı bolca kullanır.
Eserleri:Şiirleri:Göl Saatleri ,Piyale
Nesirleri:Gurabahane-i Laklahan ,Bize göre
*NOT:Düz yazılarında açık anlaşılır,yalın bir anlatımı benimsemiş fıkra ve denemeler yazmıştır.

REFİK HALİT KARAY
(1888-1965)
*Edebi hayata çeşitli gazetelerdeki yazıları ve fıkralarıyla başlayan Refik Halit Fecr-i ati edebiyatının sonra milli edebiyat akımı içinde yer almıştır.
*İlk yazılarında günlük hayatı dile getirmiş,hayatın gülünç yanlarını karikatürize etmiştir.
*Sosyal hayattaki çarpıklıkları nükteli bir şekilde anlatır.
*Eserlerinde mizah,eleştiri,ve hiciv önemli yer tutar.
*Şahısları kendi sosyal çevreleri içinde yer alır.
*Çok iyi bir gözlemcidir.Olayları ve karakterleri en ince ayrıntılara kadar inceler.
ESERLERİ:
Hikayeleri:Memleket hikayeleri,Gurbet hikayeleri
Romanları :Sürgün ,Nilgün ,Çete ,Bugünün Saraylısı,Kadınlar Tekkesi, Anahtar

SERVET-İ FÜNUN (EDEBİYAT-I CEDİDE)EDEBİYATI

SERVET-İ FÜNUN EDEBİYATI (EDEBİYATI CEDİDE)
Servet-i Fünun edebiyatı 1896-1901 yılları arasında filizlenen ve biten bir edebiyattır.Yaşça da birbirine yakın kişiler,ortak bir duyarlılıkla ve üslupta birleşirler.Recaizade Mahmut Ekrem’in çabasıyla bu gençler Servet-i Fünun dergisi çevresinde toplanmıştır.Dergi ,Hüseyin Cahit’in P.Lacombe adlı fransız yazarından çevirdiği edebiyat ve hukuk yazısında 1789 Fransız devriminin sözü geçmesi nedeniyle kapatılıncaya kadar bu edebiyatın sözcülüğünü yapmayı sürdürür.Derginin kapatılması servet-i Fünun edebiyatında bitişidir.

SERVET-İ FÜNUN EDEBİYATININ ÖZELLİKLERİ
*Tanzimat dönemimdeki kanun ,hak ,adalet,gibi kavramlar bu dönemde terk edildi.
*Aşk ,üzüntü,tabiat güzellikleri ,karamsarlık,şahsi hayaller, ve melankoli konularını işler.
*Fransız edebiyatını örnek aldılar,edebiyat Avrupai bir nitelik kazandı.
*Dil ağır ve süslüdür.
*Şiirde aruz veznini kullanmışlardır.
*Nazmı nesre yaklaştırmıştır.
*Beyit bütünlüğü yerine konu bütünlüğü sağlanmıştır.
*Şiirin konusunu genişletmişlerdir.
*Kafiye kulak içindir,görüşünü savunmuşlardır.
*Hikaye ve romanda başarılı örnekler verilirken tiyatroda gerileme olmuştur.
*Bu dönem sanatçıları toplumdan kopuktur. Oluşturulan edebiyata salon edebiyatı denir.
*Şiirde biçim yeniliğine gidilmiş ve batı şiirinden alınmış sone, terza-rima gibi yeni biçimler kullanılmıştır.
*Bu dönem eserlerinde olaylar İstanbul dışına taşmaz, içinde gerçekleşir.


DÜZYAZI
*Düzyazı en başarılı türler roman ve öyküdür.
*Roman tekniği gelişir.Okuru eğitme tutumundan vazgeçilir.Yazar ortada değildir ,kişiler kendi dilleri ve dünya görüşleriyle yaşarlar.
*Roman ve öykü konuları hayalden değil,gözlem olanakları içine giren yaşamdan alır.
*Roman ve öyküde ruh çözümlemelerine önem verilir;böylece edebiyatımız insana doğru bir gelişme kazandırır.
*Yazar gözlemini ve yarattığı yaşamları İstanbul’a sınırlı tutar.
*Kahramanlar okumuş ,seçkin , sanatsever,alafranga ve rahat kişilerdir.
*Edebiyat tarihi ve felsefe alanında hiçbir çalışma yoktur.


BATI EDEBİYATINDAN ALINAN NAZIM ŞEKİLLERİ
SONE
*Genel olarak kısa şiir ,türkü demektir.
*İki dörtlük ve iki üçlükten oluşan ,özel bir uyak düzeni olan nazım şeklidir.
*Tevfik Fikret ve Canap Şahabettin bu türün örnekleridir.
*Kafiye örgüsü :abab,abba,ccd,eed

TERZA-RİMA
*Üçlü kıtalardan oluşan ve en sonu tek dizeye bağlanan bir nazım şeklidir.
*İtalyan edebiyatında mahsustur.
*Kafiye örgüsü:aba,bcb,cdc,d


SERVET-İ FÜNUN EDEBİYATI SANATÇILARI

TEVFİK FİKRET
(1867-1915)
*Şiirlerinde ferdi konuları işlemiştir.
*Servet-i Fünun dergisi dışında yazdıkları şiirlerinde toplumsal konuları işlemiştir.
*Ferdiyetçilikten toplumculuğa kayan bir sanat anlayışı vardır.
*Toplum için sanat anlayışıyla yazdığı şiirlerinde , hürriyet ve medeniyet temalarını işlemiştir.
*Aruzu Türkçe’ye başarıyla uygulamıştır.
*Serbest müstezatı geliştirmiş ,sone ve terza rimayı yakınlaşmıtır.
*Şiirde dil ve ahenge büyük önem verir.
*Şekil yönüyle parnasizmin tesirindedir.
*Süslü ,sanatlı,ağır bir dili vardır.
Eserleri:Doksanbeşe Doğru ,Tarih-i Kadim , Haluk’un Defteri ,Şermin,Rübabın Cevabı dır.
*NOT:Şermin isimli şiir kitabındaki şiirlerini hece vezniyle yazmıştır.Bu şiirlerin hepsi çocuk şiirleridir.

CENAP ŞAHABETTİN
(1870-1934)
*Asıl mesleği doktorluktur.
*Fransız sembolistlerin etkisindedir.
*Şiirde ahenk oluşturmaya çalışır,kelimeleri müzikal değerlerine göre seçer.
*Dili süslü ve ağırdır.Bolca sıfat tamlaması kullanır.
*Serbest müstezatı kullanmıştır.Bir şiirde birden fazla vezin kullanır.
*Sanat sanat içindir.görüşünü benimser.
*Aşk ve tabiat temalarını işler.
*Şiirlerinde iç dünyayla dış dünyayı birleştirip bir kompozisyon halinde sunar.
*Düz yazıları çok ünlüdür.
Eserleri:Şiirlerini kitap halinde bastıramamıştır.Ancak askeri tıbbıyedeyken yazdığı şiirlerini Tamat adlı şiir kitabında toplamıştır.
Gezi türü :Hac yolunda ,Avrupa Mektupları ve Suriye Mektupları
Diğer Nesir Eserleri:Nesr-i Harp ,Evrak-ı Eyyam,Nesr-i Sulh’tur.
Yalan ve körebe de tiyatrolarıdır.
Tiryaki sözler adlı eserinde vecizeleri vardır.


HALİT ZİYA UŞAKLIGİL
(1867-1945)
*Avrupai anlamda ilk roman yazarıdır.
*Eserlerinde realizmin tesiri vardır.
*Süslü ,sanatlı ,ağır bir dili vardır;fakat dili başarıyla kullanır.
*Alışılmıştan farklı bir cümle düzeni vardır.
*Kahramanlarını aydın kişilerden oluşur.Bunları yaşadıkları çevreye uygun olarak anlatır.
*Romanlarında olaylar yalnız İstanbul da geçerken ,hikayelerinde Anadolu ve köylerde geçer.
Eserleri:Romanları:Nemide ,Bir Ölünün Defteri , Ferdi ve Şürekasu ,Mai ve Siyah, Kırık Hayatlar
Hikayeleri :İzmir Hikayeleri ,Aşka Dair ,Onu Beklerken ,Kadın Pençesi
Hatıra:Kır Yıl ,Saray ve Ötesi

MEHMET RAUF
(1875-1931)
*Roman ,hikaye ve tiyatro türünde eserler vermiştir.
*Romantik duyguları ,hayalleri ve aşkları işlemiştir.
*Eserlerinde sosyal hayata pek yer vermemiştir.
*Psikolojik tahlillere büyük önem verir.Ruh tahlillerinde de başarılıdır.
*İlk psikolojik roman yazarıdır.Eylül isimli eserinde yasak aşkı konu alır.Romanın şahıs kadrosu dardır.
Eserleri:Eylül,Genç Kız Kalbi ,Son Yıldız ,Define, Kan Damlası

HÜSEYİH CAHİT YALÇIN
(1874_1957)
*Hikaye ve romanlarında gözleme yer veren tasvir ve tahlillerde derinleşmeyen gerçekçi bir yazardır.
*Dili sade ,anlatımı özenti ve süsten uzaktır.
*Eski edebiyata karşı batı edebiyatını savunur.
*Hikaye ,roman ,eleştiri yazarı ve gazeteci olarak bilinir.
Eserleri:Hikayeleri: Hayat-ı Muhayyel ,Niçin Aldatırmış?,Hayat-ı Hakikiye Sahneleri
Romanları:Nadide,Hayal içinde
Anıları :Edebi Hatıralar ,Malta Adasında, Meşrutiyet Hatıraları
Servet-i fünun döneminde yazdığı eleştirilerini de kavgalarım adlı eserinde toplamıştır.


TOPLULUK DIŞINDAKİ SANATÇILAR

HÜSEYİN RAHMİ GÜRPINAR
(1864-1944)
*Naturalizm’in temsilcisidir.
*Ahmet Mithat geleneğini sürdürür.
*Dili sadedir.
*Kahramanlarını çevrelerinin diliyle konuşturur.
*Eserlerinde taklitlere yer verir.
*İstanbul’un iç mahallelerindeki hayat tarzını hikaye ve romanlarında karikatürize eder.Bu yönüyle sokağı edebiyata getiren sanatçı kabul edilir.
*Gözleme ve çevre tasvirine büyük önem verir.
*Romanlarında sosyal tenkide yer verir.
*Romanları teknik yönde kusurludur.
*Romanlarında gereksiz bilgiler verir.
*Romanın akışını keserek araya girer.
Eserleri:Şık ,Şıp Sevdi ,Mürebbiye,Metres , Tesadüf Ben Deli Miyim?,Nimetşinas,Kuyruklu Yıldız Altında İzdivaç

MEHMET AKİF ERSOY(1873-1936)
*Kaynağı İslam dini olan ,imani şiirleri ve manzum hikayeleri ile tanınır.
*Türk şiirine gerçek realizmi getirmiştir.
*Aruzu Türkçe’ye büyük bir ustalıkla uygular.
*Nazım nesre yaklaşmıştır.
*Dini lirizm şiirinin özelliğidir.
*Gözlem önemlidir.Eserlerinde canlı tablolar çizer,şiirinin konularını günlük olaylardan alır.
*Eserleri:Tüm şiirlerini Safahat adlı kitapta toplamıştır
Safahat ,Süleymaniye Kürsüsünden ,Hatıralar , Asım ,Gölgelerdir.

AHMET RASİM
(1864-1932)
*Şiir ,öykü,okul kitapları ,tarih ve bilim konularında eserler yazmıştır.
*Renkli ,canlı bir anlatımı vardır.
*Eserlerinde İstanbul’u özellikle de Beyoğlu’nu anlatmıştır.
*Kısa ve canlı bir cümle yapısı vardır.
*Yazılarını dönemimdeki bütün yayın organlarına göndermiştir.
*Eserleri:Geceleri,Ömr-i Edebi ,Şehir Mektupları , Eşkal-i Zaman ,Gülüp ağladıklarım,Falaka, Ramazan sohbetleri

tanzimat ıı.dönem özellikleri ve sanatçıları

TANZİMAT EDEBİYATININ 2.DÖNEMİNİN ÖZELLİKLERİ
*Sanat sanat içindir anlayışıyla eserler vermiştir.
*Dil ağırdır.
*Batı edebiyatının savunmuşlardır.Batı edebiyatı örneklerini başarıyla ortaya koymuşlardır.
*Romanda realizmin tesiri şiirde ise romantizmin tesiri görülür.
*Kölelik ,cariyelik ve yanlış batılılaşma bu dönem romanlarında işlenen konulardır.
*Bu dönem sanatçıları :siyaset ve toplum sorunları ile ilgilenmemişler ,yalnızca edebiyatla ilgilenmişlerdir.
*Bu dönem sanatçıları :Recaizade Mahmut Ekrem, Abdülhak Hamit Tarhan , Nabızade Nazım , Sami Paşazade Sezai , Muallim Naci

2.DÖNEM SANATÇILARI

RECAİZADE MAHMUT EKREM (1847_1914)
*Şiir,roman ,hikaye ,eleştiri ,edebi bilgiler ve tiyatro türünde eserler vermiştir.
*Şiirlerinde hüzün ve elem vardır.
*Hüzünlü duygular ,ölümü hatırlatan tabiat manzaraları ,solgun güller ,küçük kuşlar şiirinde işlediği konulardır.
*Şiirde kulak için kafiye görüşünü savunur.
*Şiir alanında fazla başarılı değildir,nesirde başarılıdır.
Eserleri:
İlk realist roman yazarıdır. Araba Sevdası eserde bilgisizce batıyı taklit eden Bihruz Bey’in ne hallere düştüğü anlatılır.Yer yer realist çizgilerle ve ince bir eleştiriye böyle insanlar göz önünde serilir.
Şiirleri :Nağme-i Seher ,Yadigar-ı Şebap . Zemzeme bir diğer eseri de oğlu Nihat için yazdığı şiirlerini ve nesirlerini de topladığı Pejmürde’dir.
*Not: Zemzeme’lere karşı Muallim Naci Demdeme adlı kitabında yazmıştır.
Tiyatroları; Afife Anjelik ,Vuslat, Atala ve Çok Bilen Çok Yanılır.
Hikaye :Muhsin Bey ve Şemsa
Eleştiri :Takdir-i Elhan
Edebi bilgiler:Talim-i Edebiyat
Ayrıca birçok romantik Fransız şairinin şiirlerini Türkçe’ye çevirmiştir.

ABDÜLHAK HAMİT TARHAN
(1852_1937)
*Divan şiirini sona erdiren sanatçıdır.
*Batı şiirindeki yenilikleri Türk şiirine uygulamıştır.
*Divan şiirinin nazım şekilleriyle kafiye düzenini kullanmamıştır.
*Romantizmin etkisindedir.
*Şiirinde taşkınlık ve yücelik ,söyleyişte tezat onun şiirinin en büyük özelliğidir.
*Tezat sanatını çok kullanmıştır.Tezatlar şairidir.
*Şiirlerinde ve tiyatrolarında tarihi konular önemli yer tutar.
*Hayat,tabiat,ölüm,ve insanlık gibi konuları işlemiştir.Ölüm şiir estetiğini oluşturur.
*Önemli şiirleri:Makber, Sahra, Belde, Baladan Bir Ses ,Garam, Ölü ,Hacle
*Tiyatroları oynamak için değil,okunmak içindir.
*Tiyatrolarında insanların yanında ölüler ,ruhlar ve hayaletler de yer alır.
*Tiyatrolarında Milli, İslam Tarihi ile ilgili egzotik konuları işlemiştir.
*Bazı tiyatrolarında Shakespeare’nin etkileri görülür.Dram türünde eserler vermiştir.
*Tiyatroları manzum ve düzyazı şeklindedir.
*Şair-i Azam olarak bilinir.
Eserleri:Macera’yı aşk ,Tarık ,Finten ,Liberte , Hakan ,Tezer ,Nesteren

SAMİ PAŞAZADE SEZAİ
(1860_1936)
*Batı edebiyatında yazdığı hikayeleri tanınır.
*Hikayelerinde Fransız realistlerinden izler vardır.
Eserleri:Sergüzeşt(roman)
Dilber adındaki esir kızın çalıştığı evin oğluyla aralarında doğan mutsuz aşkı ve acı sonu anlatır.Romanda realizm ve romantizm kendini hissettirir.Gözlemlerden dolayı realist yönü ağır basar.
İclal:Bu kitapta yeğeni İclal ‘in ölümü üzerine yazdığı mensur şiirlerini bazı düzyazılarını ve hatıralarını anlatır.
*Şir (Piyestir.)

NABIZADE NAZIM
(1862_1893)
*Realizm ve naturalizm öncüsüdür.
*Roman ve hikayeleri ile tanınmıştır.
*Karabibik(ilk köy romanı kabul edilir.) öyküden uzun, roman kısadır.
*Kahramanlarını yöresel şiveleriyle konuşturur.
*Gözlem önemli bir tutar.
*Yazar , tasvir ve tahlilinde son derece başarılıdır.

MUALLİM NACİ
(1850_1893)
*Eski edebiyat taraftarlarının lideri durumundadır.
*Eski şiirin temsilcisi olarak ün yapmasına rağmen Batılı şiir tarzında da başarılı örnekler vermiştir.
*Dili sadedir,dili kullanmada başarılıdır.
*İlk köy şiiri yazarıdır.
*Eserleri:Şiirleri:Ateş-Pare ,Şerare ,Sümbüle ve fürüzandır.
Recaizade’nin Zemzemelerine karşılık Demdemesi vardır.
Edebi bilgiler:Islahat-ı edebiye
Lugat:Lugat-ı Naci

tanzimat edebiyatı

TANZİMAT EDEBİYATI (1860_1896 )
Tanzimat ve ondan sonra gelen yeniliklerle edebi ve fikir hayatımız , Batı ile tanıştı.1860 yılında Tercüman-ı Ahval gazetesi yayımlanmaya başlanır, ki bu aynı zamanda Tanzimat edebiyatının da başlangıcıdır. Bu dönemde edebiyatımızda birçok yenilik olmuştur.Bunlar :

1)ROMAN - HİKAYE
Türk edebiyatı romanla ilk defa Yusuf Kamil Paşa’nın Fenelon’den çevirdiği Telemaque (telemak)tercümesiyle karşılaşır.İlk yerli roman ise 1872 yılında Şemsettin Sami tarafından Taaşşuk-ı Talat ve Fıtnat’tır. İlk hikaye ise Ahmet Mithat Efendi’nin Letaif-i Rivayet isimli eseridir.

2)TİYATRO
Yayınlanan ilk tiyatro eseri Şinasi’nin yazdığı Şair Evlenmesi’dir. İki perdelik bir piyestir. Bu eserde görücü usulüyle evlenmeyi yerer. Şinasi eseri yazarken meddah geleneğinden yararlanmıştır.
3)GAZETE
*İlk defa gazete 1831 yılında çıkarılan Takvim-i Vekayi’dir.bu resmi bir gazetedir.
*Ceride-i Havadis yarı resmi bir gazete olup 1840 'ta İngiliz William Churchill tarafından çıkarılmıştır.
*1860’ta Agah efendi ile Şinasi ‘nin birlikte çıkardıkları Tercüman-ı Ahval ‘dir.bu Türklerin çıkardığı ilk sivil gazetedir.
*1862 de Şinasi Tasvir-i efkar gazetesini tek başına çıkarır.Bir müddet sonra Namık Kemal tarafından yönetilmeye başlanır.
*Bu gazetelerin dışında Muhbir (1866),Hürriyet (1867),Basiret (1869),İbret (1871) gibi gazeteler de çıkarılmıştır.

TANZİMAT EDEBİYATININ BİRİNCİ DÖNEMİNİN ÖZELLİKLERİ
*Sanat toplum içindir görüşü benimsenmiştir.ve bu doğrultuda eserler verilmiştir.
*Dilde sadeleşmeyi ,ölçüde heceyi savundular ; ama uygulamadılar.
*Fransız edebiyatından etkilendiler(veremli olma , hastalıklı oluş,duygusallık)
*Divan edebiyatını eleştirdiler.Halk edebiyatını savundular ;ama uygulamadılar.
*Şiirde estetik güzellik değil içerik ön plana çıkmıştır.
*Edebiyatı fikirlerini aktarmak için bir araç olarak görürler.
*Önceki şiirimizde bulunmayan vatan ,millet hak , hukuk ,hürriyet ve meşrutiyet gibi kavramları şiire taşımışlardır.
*Eski nazım şekilleriyle yeni kavram ve duyguları işlemişlerdir.
*Tiyatro ,roman ,hikaye ,makale ve eleştiri gibi yazı türleri bu dönemde edebiyatımıza girmiştir.
*Noktalama işaretleri ilk defa bu dönemde kullanılmıştır.
*Bu dönem sanatçıları ,edebiyatın yanında siyasetle de ilgilenmiştir.

BU DÖNEM ROMANININ ÖZELLİKLERİ
*Roman tekniği bakımından zayıftır.
*Uzun tasvirlere ve beklenmedik tesadüflere yer verilir.
*Zaman zaman romanın akışı durdurularak okuyucuya bilgi verilir.
*Romanlarda ,cariyelik kurumunun kötülüğü ve yanlış batılılaşma işlenmiştir.
*Kişiler tek yanlı ele alınır,iyiler ödüllendirilir ve kötüler cezalandırılır.
*Konular günlük hayattan ve tarihten alınır.

BİRİNCİ DÖNEM SANATÇILARI

ŞİNASİ (1826_1871)
*Yeniliğin öncüsüdür.
*Tercüman-ı ahval ve Tasvir-i Efkar gazetelerini çıkarmıştır.
*İlk makaleyi yazmıştır.(Tercüman-ı Ahval Mukaddimesi)
*Şiirlerinde konu birliğine ve bütün güzelliğine önem vermiştir.
*Kısa cümleli ,yeni görüşlere örgülü bir nesir yapısı meydana getirmiştir.
*Düşüncelerini yalın ve açık bir anlatımla söyler.
*Konuşma dilini ,yazı dili haline getirmeye çalışmıştır.
*Şiirlerinde aruz ölçüsü kullanmıştır.
*Noktalama işaretlerini ilk defa kullanmıştır.
Eserleri :La fonteine den fabları tercüme etmiştir.Tercümelerini Tercüme-i Manzume isimli eserlerine toplamıştır.
Atasözlerini derlediği Durub-u Emsal –i Osmaniye
Şiirleri :Müntebat-ı Eş’ar ,Divan-ı Şinasi
Batılı anlamda ilk tiyatro :Şair evlenmesidir.

ZİYA PAŞA (1829_1880)
*Doğu kültürüyle yetişmiş ,sonradan batıya yönelmiştir.
*Fikirleriyle yenilikçidir,şiirlerini divan şiiri üslubuyla yazmıştır.
*Edebi yönüyle eskiye bağlıdır.
*Şiir ve İnşa isimli makalesinde halk şiirinin bizim gerçek şiirimiz olduğunu ,yazı dilimizin halkın konuşma dili temel almasını savunur.
*Sade dil savunur,fakat Arapça ve Farsça kelime ve tamlamalarla yüklü bir dil kullanılmıştır.
*Harabat isimli divan şiiri antolojisinde Şiir ve İnşa makalesindeki fikirlerinin tam tersini söyler.
*Terci-i Bent ve Terkib-i Bentleriyle ünlüdür.
*Atasözü haline gelmiş veciz sözleri de vardır.
Eserleri:Eş’ar –i Ziya ,Külliyat-ı Ziya Zafername:Hiciv türünde kasideleri var,Ali paşayı yermek için yazmıştır.
Defter-i Amal :Hatıra türü yazılarını toplar.
Rüya :Nesir olarak yazılmıştır.

NAMIK KEMAL (1840_1888)
*Vatan şairi olarak tanınır.
*Vatan ,millet ,hürriyet ve adalet konularını işlemiştir.
*Mecazlardan ,manzumlardan arınmış bir şiir dili vardır.
*Bütün edebiyat türlerinde eser vermiştir.
*Tiyatro ona göre bir eğlence değil edebi bir okuldur
*Tiyatro ile ilgili görüşlerini Celalettin Harzemşah isimli yapıtının önsözünde açıklamıştır.
Eserleri:
Tiyatroları :Vatan Yahut Silistre ,Akif Bey , Zavallı Çocuk ,Gülnihal ,Kara Bela , Celalettin Harzemşah isimli divan şiiri antolojisine karşı yazılmıştır.
Tarih alanında ve İslam dini ile ilgili eserler olarak : Renan Mudafanamesi , Kanije Kalesi ve Osmanlı tarihi
Biyografileri de vardır.
İlk edebi roman yazmıştır. İntibah eser Son Pişmanlık adıyla Magosa da yazılmıştır.Eserin diğer bir adıda Sergüzeşt-i Ali Bey’dir.
İlk tarihi roman yazarıdır.Cezmi tarihi bir olayı anlatır.II.Selim zamanında İranlılarla yapılan bir savaşın anlatıldığı romanda roman kahramanı Cezmi vatansever bir askerdir.Romanda onun başından geçen olaylar anlatılır.

ŞEMSETTİN SAMİ (1850_1904)
*İlk roman yazarıdır.Taaşşuk-ı Talat ve Fıtnat.Romanda kölelik ve cariyelik konusunu ele almıştır.
*Kamus-ı Türki isimli sözlük yazarıdır.bu sözlüklerin yanında Kamus-ı alem , Kamus –ı Fransevi isimli sözlüklerin de yazarıdır.
Victor Hugo ‘nun sefillerini çavirmiştir.
Robenson Cruzoe ‘u da tercüme edilmiştir.


AHMET MİTHAT EFENDİ (1844_1912)
*Asıl gayesi halkı ,yetiştirmek ve bilgilendirmektir.
*Edebiyat ,tarih,coğrafya ,ziraat ve iktisat alanında otuz altısı roman olmak üzere iki yüze yakın eser vardır.
*Bazı tiyatro denemeleri yapmışsa da pek başarılı olamamıştır.
*Dili sade ve düzgündür.
*Halka okuma zevkini aşılamıştır.
*Romanları teknik yönden kusurludur.
*Romanın akışını keserek uzun uzun açıklamalar yapar,bilgi verir.
Eserleri:Bazı romanları: Felatun Bey'le Rakım Efendi, Hasan Mellah, Hüseyin Fellah, Yeniçeriler, Paris'te Bir Türk Kızı
Hikaye türünün ilk örneği sayılan Letaif –i Rivayat isimli hikaye kitabıdır.

AHMET VEFİK PAŞA (1823_1891)
*Milliyetçilik ve Türkçülük fikirlerinin savunucusudur.
*Tiyatro alanındaki çalışmaları ile ünlüdür.
*Halkı tiyatroya alıştırmıştır.Bunun içinde Bursa da bir tiyatro yaptırmıştır.
*Tarih ve dil sahasında önemli eseri Lehçe-i Osmani
*Seçere-i Türki adlı eseri Osmanlıca’ya çevirmiştir.
*Tarih eserleri: Fezleke –i Tarih-i Osmani , Hikmet-i Tarih,
*Moliere’nın hemen hemen bütün eserlerini tercüme etmiştir.

anlatım bozuklukları konu anlatımı

) Eş anlamlı kelimelerin bir arada kullanılması
Bu konuda herkesin fikir ve görüşünü almalısınız.
Hava sıcaklığı sıfırın altında eksi sekiz derece imiş.
Yirmi dakika geçmesine rağmen program henüz, hâlâ başlamadı.
Güç ve müşkül zamanlarda üstüne düşeni yerine getirir.
Ben çok varlıklı, zengin biri değilim.
Neşeli, sağlıklı, şen bir görünüşü vardı.
b) Anlamı zaten diğer kelimelerde bulunan kelimelerin gereksiz yere kullanılması
Yaşanmış deneyimlerinden hareketle bu sonuca varıyor.
Millî maçın oynanacağı gün yaklaştıkça, ülkedeki heyecan gittikçe artıyor.
Yanına gidiniz, konuşarak derdinizi anlatınız.
Problemi çözmek için iki arkadaş üç saat süre ile uğraştılar.
Az kalsın merdivenlerden düşeyazdı.
Çocukların davranış biçimlerinde gariplikler görüldü.
Takımın, boyu en kısa oyuncusu bendim.
c) Bir kelimenin yerine yanlış anlam verecek şekilde başka bir kelime kullanılması.
Bu iki sınıf arasındaki ayrıcalık tespit edilemedi.
Yeni kaydolan öğrenciler bu kadar çekimser davranması normaldir.
Petrol fiyatlarının ucuzlamasına halk olumlu tepki gösterdi.
Olayların gerçek yüzü araştırmalar sonucunda ortaya çıkacak.
Küçük kızın saçları hayli büyümüş.
Ormanda yetişen bir çam fidanını salonunuzdaki saksıya ekemezsiniz.
Başarısızlığını düzensiz çalışmasına borçludur.
Böyle hareketler ülkede demokrasinin işlememesini sağlayacaktır.
Yarın İzmir’e gidecek; buna zorunlu.
Elindeki bıçağı vücuduna batırmış.
Bu, Türkiye’ye özel bir durumdur.
Buradan gidersek yakalanma şansımız nedir?
d) Birbiriyle çelişen sözlerin bir arada kullanılması.
Kesinlikle yarın gelebilirler.
Şüphesiz bu sözleri bütün öğrenciler duymuş olmalı.
Aşağı yukarı bundan tam yirmi yıl önceydi.
Sözünü ettiğiniz şairin herhâlde on altıncı asırda yaşadığını zannediyorum.
Eminim bu saatlerde eve gelmiş olmalı
Mutlaka bir gün çocukluk arkadaşlarını belki yine arayacak.
Yanılmıyorsam, bu ikisinin aynı şey olduğunu tahmin ediyorum.
e) Eklerin yanlış kullanımı
Öğrencilerin başarısına ilgilenmek gerekir.
Bizi en çok sevindiren onun bu sınavı kazandığıdır.
Bazı yolcuların giriş işlemleri yapmaya başlandı.
Dünkü toplantıda Ali bize sınıf arkadaşlarını tanıştırdı.
Biricik arzumuz sınavı kazanmak ve iyi bir bölüme girmemizdir.
Bu çocuklar, fakir bir ülkenin, savaş nedeniyle kendileriyle ilgilenilmeyen, gerekli eğitimi alamayan çocuklardır.
Yazarlarımızın köy yaşantısına ilgilenmeleri toplumumuz açısından çok yararlıdır.
f) Özne-yüklem uyumsuzluğu: Farklı yüklemlerin aynı özneye bağlanması.
Herkes ondan nefret ediyor, yüzünü görmek istemiyordu.
İkinci cümlenin öznesi eksik. İlk özne yanlış anlam verecek şekilde ortak olarak kullanılmış.
Ben ve sen balığa çıktınız.
Hiçbiri anlatılanlara inanmıyor, kendi fikrinden ısrar ediyordu.
İkinci cümlenin öznesi eksik. İlk özne yanlış anlam verecek şekilde ortak olarak kullanılmış.
g) Nesne-yüklem uyumsuzluğu: Nesne eksikliği
Bu konuda öğrenciler aralarında anlaşıp karar verecekler ve uygulayacaklar.
Söylenenlere hemen inanıyor ve her yerde savunuyordu.
Kendisine bütün sınıf adına teşekkür eder ve tebrik ederim.
Onlara niçin bu kadar yardım ediyor ve destekliyorsun?
Büyüklere gereken saygıyı göstermeli, incitmemeliyiz.
Bize yardım edeceklerine inanıyor ve bekliyoruz.
h) Tümleç yanlışları
Kayaya yaklaşıyor muyuz, yoksa uzaklaşıyor muyuz?
Öğrencileri teşvik etmeli, yüreklendirmeli, destek olmalıyız.
Olanları böyle değerlendirmek, bu gözle bakmak gerekir.
Öğrencileri rahat edecekleri odalara yerleştirmiş, bütün imkânları sağlamıştı.
Duvarları kirletmek,yazı yazmak kesinlikle yasaktır.
Bu güçlüklere nasıl göğüs gerdi, nasıl başa çıktı?
Düşünme ve mantık hataları Problemleri karşılıklı anlayış ve birlik içinde çözeceğiz.
Yiyecek bir lokma ekmeğimiz hatta yemeğimiz bile yok.
Yarının mutlu günlerine özlem duyuyorum.
i) Fiilin veya yardımcı fiilin yanlış kullanılması
Ben ona ağabey ( .......... ), o da bana kardeşim derdi.
Bazı yiyecekler sağlı yerinde ve yaşlı olmayan kişilerce özellikle yenmelidir.
Kitap için kendisine verilen paranın eksik ( .......... ) ve yeterli olmadığını söyledi.
Gerekli yerlere başvuruda bulunmuş, ama bir sonuç almış değiliz.
Çorbaya biraz acı ( .......... ), biraz da tuz ve limon sıkılabilirdi.
Boyu kısa, bedeni de pek biçimli değildi.
Hangisinin başarılı, hangisinin başarılı olmadığını öğreneceğiz.
Çok az ( .......... ) veya hiç çalışmadan çok para kazananlar var.
j) Tamlama yanlışları
Bu ülkeye teknik ve bilgi yardımında bulunulacak.
Son derste belgisiz ve sayı sıfatlarını öğrendik.
Siyasî ve ekonomi ilişkileri çıkmaza girdi.
Bu bölge coğrafî ve iklim açısından ilgi çekici özelliklere sahiptir.
Kar yüzünden tüm özel ve devlet okulları tatil edildi.
Ülkemiz Bosna’ya askerî ve gıda yardımı yaptı.
Şehrimizde çeşitli kültürel ve sanat etkinlikleri gerçekleştirildi.
k) Kelimelerin yanlış yerde kullanılması
Yeni durağa gelmiştik ki otobüs de hemen geldi.
Bu toplantıda çekinmeden düşünceler dile getirilmeli.
Her yolda kalan insana yardım etmeliyiz.
İdare, henüz yarın ders yapılıp yapılmayacağını bildirmedi.
İzinsiz inşaata girilmez.
l) Birleşik cümlelerde yüklemler arasındaki uyumsuzluk
Her ne kadar iyi hazırlanılmışsa da istenilen sonucu alamadı.
Bir yıl boyunca devamlı çalışarak kazanıldı.
Her ne kadar şehir dışına taşınmışsa da beklenen huzur bulunamamıştı.
m) Deyim yanlışları
Ona ayak bağı oluyor, işini çabuk bitirmesini sağlıyordu.
Ona yardım et, elinden geleni ardına koyma.

Wednesday, March 15, 2006

ROMAN TÜRLERİ


Roman türleri


Romanlar konu, üslup, yazıldığı dönem bakımından çeşitli türlere ayrılabilir.Üslup bakımından "romantik roman", "gerçekçi roman", "doğalcı roman", "estetik roman", "izlenimci roman", "dışavurumcu roman", "yeni roman" türleri sayılabilir.
Romantik roman
Kişilerin duygularını, arzularını, düşüncelerini yalnızca kendilerine ait, içten gelen doğal ve gerçek olgular gibi görür. Örneğin Sir Walter Scott’un tarihsel romanları, Jean Jack Rousseau’nun eserleri ve Goethe’nin Genç Verther’in Acıları romanı gibi.
Gerçekçi roman
Romantik romandan ayrı olarak kuru ve kuşkucu bir anlatım ve düşünce yapısı taşır. Balzac ve Stendhal’in romanları bu üsluptadır.
Doğalcı roman
Üslup bakımından gerçekçi romana benzer. Olanın olduğu gibi yazılmasını öngörür. Emile Zola ve Maupassant romanları doğalcı romanlardır.
Estetik roman
Belli biçim ve anlatım kaygıları ile yazılmış romanlardır. Gustave Flaubert estetik romanın en önemli yazarıdır
.İzlenimci roman
Diğer üsluplardan ayrı olarak eşyanın ve dış olayların kendi nesnel gerçeklikleriyle insanların bunları algılama biçimleri arasındaki farkları ortaya çıkarmaya yönelir. Yani dış gerçeklerden çok, duyu ve duygulara, iç yaşantının betimlenmesine öncelik verir. Ford Madox Ford’un romanları izlenimciliğin en sistemli ürünleridir.
Dışavurumcu roman
20. yüzyılda ortaya çıkmıştır. Dışavurumculuk toplumsal kimliklerin reddedilmesi ve insan yaşamını belirleyen toplum karşıtı ya da uygarlık karşıtı güçlerin öne çıkarılmasıyla belirlenir. Dışavurumculuk, şiddetli, fırtınalı ve tanımsız duyguları vurgulamasıyla, abartma, karikatürleştirme, çarpıtma ve soyutlama tekniklerinden yararlanmasıyla bir tür "yeni romantizm" olarak da değerlendirilir. Dostoyevski, Kafka, Beckett ve Brecth’in romanları bu türün örneklerindendir.
Yeni roman
Aslında dışavurumculuğun izlerini taşır. Özellikle 1930 sonrasında ilk örnekleri görülmeye başlandı. Kendisinden önceki akımlardan hiçbirine benzemeyen, yazma deneyini, hatta romanın olanaksızlığını romanın asıl konusu haline getiren romanlardır. Yeni roman, yazma eyleminin kendisini sorgulamaya yönelir. Alain Robbe-Grillet, Michel Butor, Claude Simon, Philippe Soller, Julio Cortazar gibi yazarlar bunu denemişlerdir.Konusu bakımından roman "tarihsel roman", "pikaresk roman", "duygusal roman", "gotik roman", "ruhbilimsel roman", "töre romanı", "oluşum romanı" türlerine ayrılır.
Tarihsel roman
Uzak bir geçmişte yaşanan olayları konu alır. Ama tarihten daha derinlerde yatan insanla ilgili daha evresel bir gerçeği araştırmak amacıyla da yazılmış olabililer. Tarihi romanların örnekleri arasında Walter Scott’un romanlarını, Tolstoy’un Savaş ve Barış’ını, Stendhal’in Parma Manastarı’nı sayabiliriz.
Pikaresk roman
İsmini, İspanyolca alt tabakadan serüvenci ya da serseri anlamına gelen sözcükten alır. Çoğunlukla ahlaksız, rezil bir kahramanın başıboş gezginlik yaşamında yaşadığı olayları gevşek ve rahat bir üslupla anlatır. Bu türün önemli örnekleri arasında Lesage’nin Gil Blas de Santilane’ın Serüvenleri, Defoe’nun Talihli Metres’i, Thomas Mann’ın Dolandırıcı Felix Krull’un İtirafları’nı sayabiliriz.
Duygusal roman
İnsanın duygusal yaşamını yüksek ve özenli bir üslupla betimleyen romanlardır. Bazen bu türde yazarın kendi duygularıyla, okurun duygularını sömürmesi ön plana çıkar. Laurence Sterne’in Fransa ve İtalya’da Hissi Seyahat adlı eseri, Rousseau’nun romanları, Madame de La Fayette’in Prenses de Cleves’i bu türe örnek gösterilebilir.
Gotik roman
Gotik roman, İngiliz ve Amerikan romancılığına özgü bir türdür. 18. yüzyılın akılcılığına karşı çıkan bir türdür. Karanlık, korkutucu, çılgınlıklarla dolu bir ortamda geçen kanlı, şeytani, büyülü olayları konu alır. Horace Walpole’un Otranto Şatosu, Mary Shelley’in Frankenstein adlı romanları bu türün örnekleridir. Gotik romanın günümüzdeki uzantıları bilimkurgu ve fantastik roman olarak gösterilebilir
.Ruhbilimsel roman
Kişilerin ruhsal durumlarını ayrıntılarıyla çözümlemeye çalışan romanlardır. Daha serinkanlı ve denetimli oluşuyla duygusal romandan ayrılır. Abbe Prevost’un Manon Lasko adlı eseriyla Fransız edebiyatında açılan psikolojik roman çığırı diğer ülke romancılarını da etkilemiştir. Paul Bourget’in romanları da bu türe örnektir.
Töre romanı
İnsanların en dolaysız biçimde toplumsal olan davranışlarını, adetlerini, geleneklerini ön plana çıkarır. Moda, yaygın konuşma ve ifade biçimleri, toplu olarak yapılan her şey bu tür romanların konusunu oluşturur. Toplumun derin yapısından çok, yüzeysel görüntüleriyle ilgilenir. En tipik temsilcileri olarak Arnold Bennet ve Evelyn Waugh’tur.

Tuesday, March 14, 2006

TÜRK EDEBİYATINDA TÜRLER

· Türk edebiyatında roman
· Türk edebiyatına roman Fransızca’dan yapılan çevrilerle girdi. Bu çevirilerden ilki Yusuf Kamil Paşa’nın Fenelon’dan yaptığı Terceme-i Telemak’tır. Daha sonra adı bilinmeyen bir çevirici Victor Hugo’nun ünlü romanı Sefiler’i (Les Miserables) çevirdi. 1860-1880 yıları arasında başta Fransız yazarlar olmak üzere bir çok Batılı yazarın eseri Türkçe’ye çevrildi. İlk Türk romanı Şemseddin Sami’nin Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat adlı eseridir. Sami’den sonra Ahmed Mithad romanlarıyla Türk romanının gelişmesine katkıda bulundu. Türk romanı asıl Tanzimat döneminde gelişti. Recaizade Mahmud Ekrem’in Araba Sevdası yeni teknikler kullanılan Batılı anlamda türüne en yakın ilk Türk romanıdır. Servet-i Fünun edebiyatı döneminde ilk usta romanlar ve usta yazarlar kendilerini gösterdi. "Sanat sanat içindir" tezini savunan bu yazarlar aşk ve acıma gibi konuları işledi. Halid Ziya Uşaklıgil bu dönemin en önemli romancısı sayılır. Aşk-ı Memnu (1925) adlı romanı günümüzde de en başarılı Türk romanlarından biridir. 1910’dan sonra milli duyguların ağır basmasıyla birlikte "Genç Kalemler" dergisi çevresinde Türkçülük akımı gelişti. Milli romanların yazılması bu dönemde başladı. Halide Edip Adıvar’ın Vurun Kahpeye, Reşat Nuri Güntekin’in Çalıkuşu romanları bu dönemin örneklerindendir. Cumhuriyet döneminde çağdaş Türk romanı ortaya çıktı. Toplumsal ve sosyal gelişmeleri konu alan romanlar yazıldı. Köy ve kent romanları ayrımı da bu dönemle ilgilidir


· Türk edebiyatında öykü
· Türk edebiyatında Batılı anlamdaki ilk öyküler Tanzimat döneminde yazıldı. İlk öykü yazarları, Ahmed Midhat, Emin Nihat, Samipaşazade Sezai ve Nabizade Nazım’dı. Türk öykücülüğünü yetkinliğe kavuşturan yazar ise Halit Ziya Uşaklıgil oldu. Edebiyat-ı Cedide döneminde yalın diliyle dikkat çeken Uşaklıgil, titiz gözlemciliğiyle gerçekçi öykü geleneğini başlatan yazardır. Bu dönemin diğer yazarları Hüseyin Rahmi Gürpınar, Mehmet Rauf, Hüseyin Cahit Yalçın, Ahmet Hikmet Müftüoğlu ve Saffeti Ziya idi.
· 2. Meşrutiyet’in ilanından sonra gelişen yeni edebiyat akımıyla birlikte öyküde toplumsal ve siyasi sorunlar işlenmeye başladı. Türkçe’de yabancı sözcüklerin temizlenmesi, yazımda konuşma dilinin hakim olması, taşra yaşamının gerçekçi bir üslupla edebiyata taşınması gibi özelliklerle bilinen bu dönemde Ömer Seyfettin, Türk öykücülüğünde yeri bir çığır açtı. Onu Halide Edip Adıvar, Reşat Nuri Güntekin, Refik Halit Karay izledi. F. Celaleddin, Selahattin Enis, Sadri Ertem, Cemal Kaygılı, Sabahattin Ali, Kenan Hulusi Koray, Nahit Sırrı Örik, Bekir Sıtkı Kunt, Mahmut Şevket Esendal Cumhuriyet dönemi öykücülüğünü hazırlan isimlerdir.
· Cumhuriyet dönemi 1930’lar sonrasını kapsar. Bu dönemde alışılmışın dışında bir öykü dünyası kuran Sait Faik Abasıyanık, Halikarnas Balıkçısı (Cevat Şakir Kabaağaç), diyalogların usta yazarı Orhan Kemal, Mehmet Seyda, Samet Ağaoğlu, Sabahattin Kudret Aksal, Kemal Bilbaşar, Kemal Tahir ve Ahmet Hamdi Tanpınar öykü yazarları olarak ön plana çıktı. Günümüzde Türk öykücülüğü geniş bir konu ve üslup zenginliğiyle sürmektedir.


· Türk edebiyatında destan
· Asya kıtasının çeşitli bölgelerinde yaşayan Türk boyları arasında zengin bir destan geleneği vardır. Bilinen Türk destanları arasında en eskisi Yaratılış Destanı’dır. Altay Türkleri arasında söylenmektedir. V. Radlov tarafından saptanıp yazıya geçirilmiştir. Saka Destanı, İskit Türkleri’ne aittir. Bu destan zinciri içinde Alp Er Tunga ve Şu parçaları bulunur. Bunlar Kaşgarlı Mahmud’u Divanü Lugati-t-Türk adlı eserinde yer almıştır. Oğuz Kağan Destanı 14’üncü yüzyılda derlenmiş özet nitelikte bir metindir. Oğuz Kağan’ın doğumu ve üstün nitelikleri, askeri başarıları ve ülkeyi oğulları arasında pay edişi anlatılır. Oğuz Türkleri’nden günümüze gelen tek destan metni ise Dede Korkut Kitabı’dır. Bayındır Han soyundan geldikleri sanılan Akkoyunlular’ın egemen olduğu Kuzeydoğu Anadolu’daki olaylar ve Müslüman Oğuzlar’ın yaşamı anlatılır. Göktürk Destanları çeşitli parçalardan oluşmuştur. Bozkurt parçasında Göktürkler’in bir boz kurdun soyundan geldikleri, Ergenekon parçasında ise Ergenkon’a sığınmaları, çoğalıp buraya sığmayınca dağı eriterek dış dünyaya çıkmaları anlatılır. Köroğlu parçasında, göçebe Oğuzlar’ın Horasan ve Hazar’da İranlılarla savaşlarından sözedilir. Manas Destanı’nda Kırgız Türkleri'nin putperest Kalmuk ve Çinliler’le savaşları vardır. Cengiz Han Destanı, Moğol istilasından sonra Kıpçak bozkırlarında ve eski Uygurların yaşadığı bölgelerdeki olayları anlatır. Timur Destanı, Timur’un savaşları ve kişiliğine yer verir. Danişmend Gazi Destanı’nda Türklerin Anadolu’yu ele geçirmeleri anlatılır. Battal Gazi Destanı’nda da Anadolu’daki Türk-Bizans savaşları yer alır.
· MASAL
· Olağanüstü öğe, kahraman ve olaylara yer veren öykülerdir. Masal terimi öncelikle, Sindirella, Çizmeli Kedi gibi sözlü geleneğin ürünleri olan halk öykülerini kapsar. Ama sözlü gelenekle ilişkisi olmayan edebi yönü ağır basan bazı eserler de bu türün içinde yer alır. Halk masalları 4 temel grupta toplanır. Hayvan masalları, olağanüstü ve gerçekçi masallar, güldürücü öyküler, zincirlemeli masallar.
· Hayvan masalları genellikle kısa masallardır. Lafontaine masalları bu türün en güzel örnekleridir. Şeyhi’nin Har-name adlı eseri de Divan edebiyatındaki hayvan masalları türüne görmek gösterilebilir.
· Olağanüstü masallarda, olağan varlıkların yanı sıra cin, peri, dev, ejderha gibi olağanüstü varlıklara da yer verilir. Gerçekçi masalların başlıca kahramanları ise padişahlar, vezirler, prenses ve prensesler, zenginler, hırsızlar ya da haydutlar gibi gerçek hayattaki kişilerdir.
· Güldürücü masallar okuyan ve dinleyeni eğlendirmeyi amaçlayan masallardır.
· Zincirleme masallarda sıkı bir mantık bağıyla birbirine bağlanan, küçük ve önemsiz bir dizi olay art arda sıralanır
r

EDEBİYATIMIZDA İLKLER

EDEBİYATIMIZDAKİ İLKELER
*İlk yerli tiyatro eseri:Şinasi / Şair Evlenmesi /1859
*İlk yerli roman :Şemsettin Sami / Taaşşuk-ı Talat ve Fıtnat
*Batılı tekniği uygun ilk roman :Halit Ziya Uşaklıgil/Aşk-ı memnu
*İlk çeviri roman :Yusuf Kamil Paşa/ Fenelon’dan Telemak /1859
*İlk köy romanı :Nabizade Nazım / Karabibik
*İlk psikolojik roman:Mehmet Rauf / Eylül
*İlk realist roman :Recaizade Mahmut Ekrem / Araba Sevdası
*İlk resmi Türkçe gazete :Takvim –i Vakayi
*İlk yarı gazete :Ceride-i Havadis
*İlk tarihi roman :Namık Kemal / Cezmi , A. Mithat / Yeniçeri
*İlk özel gazete :Tercüman-ı Ahval / Şinasi ile Agah Efendi
*İlk pastoral şir:A.Hamit Tarhan /Sahra
*İlk şiir çevirisini yapan ,ilk makaleyi yazan ve noktalama işaretlerine ilk kez kullanan ilk Türk gazeteci :Şinasi
*Aruzla ilk manzum tiyatro eseri yazan :A.Hamit /Eşber veya Sardanapal
*Heceyle yazılan ilk manzum tiyatro eseri:A.Hamit/Nesteren
*İlk bibliyografya:Keşfü’z Zünun /Katip Çelebi
*İlk hatıra kitabı :Babürşah /Babürname
*İlk hamse yazarı :Ali Şir Nevai
*İlk tezkire :Ali Şir Nevai /Mecalisün Nefais
*İlk antolojisi:Ziya paşa /Harabat
*İlk atasözleri kitabı :Şinasi /Durub-i Emsal-ı Osmaniye
*İlk mizah dergisi:Diyojen /Teodor Kasap
*İlk hikaye kitabı :A:Mithat /Letaif-i Rivayet
*İlk fıkra yazarı :Ahmet Rasim
*İlk Türkçe yazılan ilk kitap :Kutadgu Bilig
*İlk siyasetname :Kutadgu Bilig
*İlk mensur şiir örneklerini veren :Halit Ziya
*Şiirde ilk defa Türk kelimesini kullanan :Mehmet Emin Yurdakul
*Dünya edebiyatındaki ilk modern roman :Cervantes/Don Kişot
*İlk makale :Tercüman-ı Ahval Mukaddimesi
*İlk edebi bildiriyi yayımlayan topluluk:Fecr-i Ati
*Mesnevi tarzında yazılmış ilk eser : KUTADGU BİLİG
*İlk seyahatname : MİR’ATÜL MEMALİK / SEYDİ ALİ REİS
*İlk Edebiyat tarihçimiz: Abdulhalim Memduh Efendi
*Batı anlayışındaki ilk edebiyat tarihçimiz: Fuat Köprülü
*Dünya edebiyatındaki ilk hikayeci ve eseri: Boccaio Decamkeron
*Sahnelenen ilk tiyatro: Namık Kemal / Vatan yahut Silistre
*Kafiyeyi şiire serperek klasik nazım şekillerinden farklı ilk örnekleri veren: TEVFİK FİKRET
*Türkçenin ilk dil bilgisi kitabı: Süleyman paşa / SARF-ı TÜRKİ
*İlk naturalist eserimizin yazarı Nabızade Nazım / Zehra
*Divan Edebiyatında mahallileşme akımının temsilcisi: Nedim
*Şarkıyı icat eden: NEDİM
*İlk tarih ve coğrafya ansiklopedisi: Kamus'ul Alam
*İlk sözlüğümüz:Divan-ı Lügat-it Türk
*İlk Türkçe sözlük:Şemsettin Sami:Kamus-ı Türki
*İlk özdeyiş örneklerini veren: Ali Bey / Lehçet’ül Hakayık
*İlk didaktik şiir örneğimiz ve aruzla yazılan ilk eserimiz:Kutadgu Bilig
*Türk adının geçtiği ilk Türkçe metin :Orhun Abideleri
*Edebiyatımızda objektif eleştirinin nasıl olacağını ilk açıklayan:R. Mahmut Ekrem
*Edebiyatımızdaki milli dönemin açılmasına öncülük eden: Mehmet Emin Yurdakul
*Konuşma diliyle yazılmış ilk hikayenin yazarı: Ömer Seyfettin
*Edebiyatımızda ilk kafiyesiz şiirini yazan :A. Hamit / Validem
*İlk köy şiiri: Muallim Naci / Köylü Kızların Şarkısı
*İlk alfabemiz:Göktürk Alfabesi
*Tekke şiirinin babası: Ahmet Yesevi
*İlk Türk destanı :Alp Er Tunga Destanı
*Bizde batılı anlamda ilk eleştiriyi yazan:Namık Kemal
*Bizde epik tiyatro türünün kurucusu: Haldun Taner
*İlk kadın romancımız:Fatma Aliye Hanım
*Süslü nesrin ilk temsilcisi: Sinan Paşa
*Dünyanın bilinen ilk destanı:Sümerlerin Gılgamış Destanı
*Dünyanın halen yaşayan ,en büyük ve ilk Müslüman Türk Destanı: Kırgızların Manas Destanı
*Edebiyat kelimesini bizde ilk kullanan: Şinasi
*Kurtuluş savaşımızı doğrudan işleyen roman :Ateşten Gömlek
*Komedi türünün ilk büyük ustası:Aristofanas
*Trajedi türünün ilk büyük ustası:Aiskylos
*İlk uyarlama tiyatro eserinin yazarı :A.Vefik paşa
*Deneme türünün kurucusu:Montaigne
*İlk divan şairi:Hoca Dehhani
*Hikayede gerçek anlamda ilk kez Anadolu'yu işleyen: Refik Halit Karay
*En başarılı psikolojik roman yazarımız: P.Safa / 9.Hariciye koğuşu
*İlk çocuk şiirlerini yazan: Tevfik Fikret / Şermin
*Dilde sadeleşmeyi savunan ilk yayın organı: Genç Kalemler


Monday, March 13, 2006

EDEBİ AKIM TEMSİLCİLERİ VE ESERLERİ

A) KLASİSİZM
1. J.RACİNE……TRAJEDİ USTASIDIR.
· PHEDRE,ANDROMAGUE,İPHİGENEİA,BERENİCA…psikolojik bunalımları ustaca anlatmıştır
2. MOLİERE…….KOMEDİ USTASIDIR.GÜLDÜRÜRKEN DÜŞÜNDÜRÜR.CİMRİ ESERİNDE DE OLDUĞU GİBİ OLUMSUZ TİPLERİ İŞLEYEREK MÜKEMMEL İNSANI VURGULAMIŞTIR.
· TARTUFFE,DON JUAN, HASTALIK HASTASI, KİBARLIK BUDALASI, KOCALAR OKULU, KADINLAR OKULU,ZORAKİ TABİB, CİMRİ…
3.LA FONTAİNE ……….FABL USTASIDIR.HAYVANLAR VE İNSANLAR ÜZERİNDE GÖZLEMLER YAPMIŞ,HAYVANLAR YOLUYLA İNSANLARIN EKSİKLİKLERİNİ, YANLIŞLIKLARINI ANLATMIŞTIR.
· FABLES(FABL-12 CİLT)
4.DESCARTES…………..DÜŞÜNÜR VE MATEMATİKÇİ.KLASİSİZMİN DÜŞÜNCE SİSTEMİNİ HAZIRLAYAN KİŞİ DENEBİLİR.
· METAFİZİK DÜŞÜNCELER, METOT ÜZERİNE KONUŞMALAR, AKLIN YÖNETİLMESİ İÇİN KURALLAR
5.FENELON…………ROMANCI
· TELEMAGUE
TÜRK EDEBİYATINDA ŞİNASİ, AHMET VEFİK PAŞA, DİREKTÖR ALİ BEY
B) ROMANTİZM
1. J.J RAUSSEAU………….ROMANTİZMİN ÖNCÜSÜ
· TOPLUM SÖZLEŞMESİ, BİLİMLER VE SANATLAR HAKKINDA NUTUK, EMİLE, DİYALOGLAR
2.DANİEL DEFOE………..ROMANTİK DÖNEMDE YAŞAMAMASINA RAĞMEN ESERLERİNDE BU AKIMIN ÖZELLİKLERİNİ TAŞIDIĞI İÇİN BU AKIMA GİRER.
· İNSANIN DOĞAYLA SAVAŞININ ANLATILDIĞI ROBİNSON CRUSOE ADLI ESERDE ANLATILIR.
3.VİCTOR HUGO………….ROMANTİZMİN KURUCUSUDUR.
· SEFİLLER, NOTRE DAME’IN KAMBURU……….ROMANLARIDIR.
4.LAMARTİNE………….ROMANTİZM AKIMININ İLK ŞAİRİ SAYILIR.(FRANSIZ)
· ŞAİRANE DÜŞÜNCELER, BİR MELEĞİN DÜŞMESİ, GÖL…..ŞİİRLERİDİR.
· GRAZİELLE, RAPHAEL…………ROMANLARIDIR.
5.ALEXANDRE DUMAS PERE………..FRANSIZ ROMANCI
· ÜÇ SİLAHŞÖRLER, MONTE CRİSTO KONTU
6.GOETHE………….ALMAN ŞAİR, TİYATRO, ROMAN, OTOBİYOGRAFİ YAZARI
· FAUST, GENÇ WERTHER’İN ISTIRAPLARI, TASSO…….OYUNLARIDIR.
7.SCHİLLER….ALMAN DRAM ŞAİRİ
· WİLHELM TELL, JEAN DARK, HAYDUTLAR, DON CARLOS
8. LORD BYRON …………..İNGİLİZ ŞAİR
· DON JUAN, ABİDOS GELİNİ, ŞİLYON MAHPUSU
9.PUŞKİN……….KAFKAS ESİRİ, ÇİNGENELER, YÜZBAŞININ KIZI….
TÜRK EDEBİYATINDA NAMIK KEMAL, AHMET MİTHAT EFENDİ, ABDULHAK HAMİT ÖZELLİKLE TANZİMATTA GÖRÜLÜR.
C)REALİZM
1.STENDHAL ………….KIRMIZI VE SİYAH, PARMA MANASTIRI
2.BALZAC……………GORİOT BABA, VADİDEKİ ZAMBAK
3.FLAUBERT………….MADAM BOVARY
4GOGOL…………..BİR DELİNİN HATIRA DEFTERİ, MÜFETTİŞ
5.TURGENYEV………BABALAR VE OĞULLAR, FIRTINADAN ÖNCE, TAŞRALI KADIN
6.DOSTOYEVSKİ……….SUÇ VE CEZA, KARAMAZOV KARDEŞLER, BUDALA, KUMARBAZ, ÖLÜLER EVİNDEN HATIRALAR, YER ALTINDAN NOTLAR
7.TOLSTOY…………..SAVAŞ VE BARIŞ, ANNA KARENİNA, DİRİLİŞ, SİVASTOPOL, İVAN İLYİÇ’İN ÖLÜMÜ
8.ANTON ÇEHOV………..ÜÇ KIZKARDEŞ, VANYA DAYI, VİŞNE BAHÇESİ,MARTI
9 . MAKSİM GORKİ………ANA, ÇOCUKLUĞUM, KÜÇÜK BURJUVALAR, BENİM ÜNİVERSİTELERİM
10.CHARLES DİCKENS……..OLİVER TWİST, DAVİD COPPERFİELT, BÜYÜK ÜMİTLER
11.HEMİNGWAY……………SİLAHLARA VEDA, ÇANLAR KİMİN İÇİN ÇALIYOR, İHTİYAR ADAM VE DENİZ,
12.STEİNBECK…………….FARELER VE İNSANLAR, GAZAP ÜZÜMLERİ
TÜRK EDEBİYATINDA RECAİZADE MAHMUT EKREM………….ARABA SEVDASI,
SAMİPAŞAZADE SEZAİ……………………SERGÜZEŞT
YAKUP KADRİ, REFİK HALİT, REŞAT NURİ, HALİDE EDİP, ÖMER SEYFETTİN, MEMDUH ŞEVKET, ORHAN KEMAL, KEMAL TAHİR, YAŞAR KEMAL, HALİKARNAS BALIKÇISI REALİST YAZARLARIMIZDANDIR.
D)NATURALİZM
1.EMİLE ZOLA……..GERMİNAL, NANA, TOPRAK, MEYHANA
2. DAUDET…………DEĞİRMENİMDEN MEKTUPLAR, PAZARTESİ HİKAYELERİ, JACK
3. MAUPASSANT……….TOMBALAK, BİR HAYAT, GÜZEL DOST, ÖLÜM KADAR ACI
NABIZADE NAZIM, HÜSEYİN RAHMİ TÜRK EDEBİYATINDA ÖRNEK GÖSTERİLEBİLİR.
E)PARNASİZM
1.GUİTER, BANVİLLE, HEREDİA, COPPEE, LİSLE,
TÜRK EDEBİYATINDA İSE TEVFİK FİKRET VE YAHYA KEMAL BEYATLI ÖRNEK GÖSTERİLEBİLİR.



CUMHURİYET DÖNEMİ TÜRK EDEBİYATI

CUMHURİYET DÖNEMİ TÜRK EDEBİYATI
İki dönemde incelenir
1940 yılına kadar olan Türk Edebiyatı
1940 sonrası Türk Edebiyatı
*ATATÜRK DÖNEMİ(1932-1939) * 1940 sonrası dönem
Memleketçiler 1.Birinci Yeniler 4.İkinci Yeniler
Beş Hececiler 2.Hisarcılar 5.Toplumsal Gerçekçiler
Yedi Meşaleciler 3.Maviciler 6.Bağımsızlar
1923-1940 yılları arasında önemli kültürel değişmeler meydana gelir.Çağdaş bir devlet olma çabasıyla bir dizi devrimler gerçekleştirilir.Halka, yurt sorunlarına eğilme; ulusumuzu yüceltip kalkındırma coşkusu, yeni bir alfabe, dildeki değişimler gibi heyecanlar edebiyata da yansır.Tüm bunların olmasında; dünyanın güçlü devletlerine karşı büyük bir mücadele verilmiş ve ATATÜRK önderliğinde Türkiye Cumhuriyeti kurulmuştur.Cumhuriyetin kurulması ile ülkenin önemli kurumlarında köklü değişiklikler yapılmıştır, bu sebeple de ülke ve insanında da her yönden değişim ortamı hazırlanmıştır.yeni dönem ulusal ve çağdaş bir özellik göstermiştir.Cumhuriyet ile birlikte demokratik devlet biçimine dönüş, Ankara’nın başkent oluşu, bilimsel ve laik eğitim,kadın hakları ve özgürlüğü, Harf devrimi(1 Kasım 1928) , Türk Dil Kurumunun kuruluşu(1932)…gibi toplumun yapısını değiştiren oluşumlar, sanat ve edebiyatımızda da yenilikleri beraberinde getirmiştir.Yurt genelinde yapılan yenilikler Anadolu insanını, Türk köylüsünü sanata yöneltmiştir.Toplumun her kesiminde sanata yönelişbaşlamış ve sanatkarlar yetişmiştir.Halk Evlerinin açılmasıyla folklorik çalışmalar arttırılmış, folklör ürünleri dönem sanatçılarına kaynaklık etmiştir.Başlangıçta romantik duyguların hakim olduğu şiirimiz, zamanla realist çizgiye yaklaşmıştır.Kurtuluş savaşındaki başarımız, Atatürk ilke ve ınkılapları ile toplumsal yapımızda oluşturulan yenilikler üzerinde durulur, yani Anadolu REALİZMİ olarak adlandırılabilecek bir akım edebiyatımızı sarar.
1940 YILINA KADAR TÜRK EDEBİYATININ GENEL ÖZELLİKLERİ
· Bu dönemde Milli Mücadele’ye ait konular, cumhuriyetin getirdikler ve önemi ile Atatürk devrimleri önemli yer tutar.
· Halk edebiyatından ve folklörden etraflıca yararlanılır.
· Şiirde çoğunlukla hece ölçüsü ve dörtlüğe dayanan yeni biçimler kullanılır.
· Bu dönemde Anadoluculuk ve halkçılık düşünceleri hakimdir.özellikle şiirde ‘’memleket edebiyatı ‘’eğilimi görülür.
CUMHURİYET DÖNEMİ TÜRK EDEBİYATININ GENEL ÖZELLİKLERİ
· Milli edebiyatçıların başlattığı sadeleşme hareketi Türk Dil Kurumu aracılığı ile bilimsel bir nitelik kazanır.Konuşma dili ile yazı dili arasındaki kopukluk giderilir.
· Yurt sorunları, ulusallaşma konuları temel konu olma özelliğini sürdürür.
· Şiirde hece ölçüsü kullanılmaya devam edilir.
ATATÜRK DÖNEMİ
1. MEMLEKETÇİLER:Mehmet Emin YURDAKUL, Ahmet Kutsi TECER, Kemalettin KAMU…gibi sairlerin oluşturduğu sanat hareketidir.Bu sanatçılar Anadolu’yu yeniden keşfetme çabasına yönelerek ülke sorunlarını ele almışlar, folklorumuzu tanıtmaya çalışmışlardır.
2. BEŞ HECECİLER
ORHAN SEYFİ ORHON, ENİS BEHİÇ KORYÜREK, HALİT FAHRİ OZANSOY,
FARUK NAFIZ ÇAMLIBEL, YUSUF ZİYA ORTAÇ bu akmın temsilcileridir.
Hecenin BEŞ ŞAİRİ adıyla da tanınan bu şairler MİLLİ EDEBİYAT’tan etkilenmişlerdir.şiire aruz ölçsüyle aşk ve doğa şiirleri yazarak başlayan(Cumhuriyetten önce şiire başlamışlardır)Milli Edebiyat döneminde ise bu edebiyatın ilkelerini benimseyen beş şairin oluşturduğu topluluktur.hece ölçüsünün herkalıbını deneyen, Anadolu’yu ve Anadolu insanını anlatan, milli duygulara önem veren;ancak sanatta gerçekçi olmayan şairlerdir.şiirde sade ve özentisiz, süsten uzak kalmayı tercih etmişlerdir.Şiirde memleket sevgisi, yurdun güzellikleri, kahramanlık ve yiğitlik gibi temaları işlemişlerdir.
3.YEDİ MEŞALECİLER:Beş Hececilerin gerçeklikten uzak sanat anlayışlarında yenilik yapmak gerektiğini savunmuşlardır.1928’den başlayarak birçok türde yapıtlar vermişlerdir;ancak yapıtları ile hiçbir yenilik getirememişlerdir.sanat aşkını her şeyden üstün tutan, her türlü taklitten kaçınan, olaylara gerçekçi yaklaşmak isteyen , yapıtlarda edebi sanatlara pek yer vermeyen , son dönem sanat akımlarının hemen hepsinden etkilenmişlerdir.bu topluluktakiler,ilkelerini SAMİMİLİK, İÇTENLİK, CANLILIK VE SÜREKLİ YENİLİK şeklinde açıklamışlardır.fakat beş hececilerin yolundan gitmişlerdir, her ne kadar onları eleştirerek başlamış olsalar bile…Bu topluluk şiirde içtenliği savunan yedi gençten oluştuğu için bu adı almışlardır.
SABRİ ESAT SİVAYUŞGİL, ZİYA OSMAN SABA, YAŞAR NABİ NAYIR, KENAN HULUSİ, CEVDET KUDRET, MUHAMMER LÜTFİ,VASVİ MAHİR KOCATÜRK
1940 SONRASI DÖNEM
BİRİNCİ YENİLER (GARİPÇİLER) (1940-1950):Bazı değişikliklere karşın milli edebiyatın etkisi 1940’lara kadar süre gelmştir.ancak 40’lı yıllarda elli yıldır denenmiş hece ölçüsünden, halk şiiri ve nazım birimlerinden bıkan , kuru, ve söylevci yurt güzellemelerinden, soyut vatan ve millet edebiyatından sıyrılmak isteyen yeni bir kuşak yetişmiştir, bu akım insan özgürlüğüne, yaşama hakkına, dünya güzelliklerine yönelmişlerdir.Şiirde her türlü kurala, belirli kalıplara karşı çıkmışlardır.Şiirde ölçü ve uyağa dörtlüğe karşı çıkıp kuralsızlığı kural edinmişlerdir.Mecazlı söyleyişleri kabul etmediler.Süslü, sanatlı dile karşı çıkıp sade bir dil kullandılar.konuşma dili ve günlük sıradan konuları işlediler.Günlük hayat, sıradan insanların problemleri, yaşama sevinci, hayattaki gariplikler şiirlerinin başlıca konularıdır.Şiirde o döneme kadar ele alınmayan konuları konu ettiler.
Garip akımı bir arayışın öncülüğünü yapmıştır.
ORHAN VELİ KANIK, MELİH CEVDET ANDAY, OKTAY RIFAT HOROZCU GARİPÇİLER akımının yaratıcılarıdır.
GARİP AKIMININ ÖZELLİKLERİ
· Şiir, düşünce, duyguların yansıtılmasına engel olan tüm biçim ve kuralları terk etmeli;ölçü, uyak ve nazım birimi terk edilmelidir.
· Edebi sanatlar kullanılmamalıdır.
· Şairanelikten kaçınılmalı, şiir günlük konuşma diliyle yazılmalıdır.
· Sıradan insan da şiirin konusu olabilmelidir.
· Gülmece ve ince yergi şiirin temel ögesi olmuş;sıradan kişi ve olaylar şiire girmiştir.
· Dilde sadeliğe önem vermişler, sürrealizm akımını izlemiş ve ondan etkilenmişlerdir.
2.HİSARCILAR
‘’SANATÇI BAĞIMSIZ OLMALIDIR.ULUSAL OLMAYAN BİR SANATIN SINIRLARI AŞACAĞI DÜŞÜNÜLEMEZ.SANATÇININ DİLİ YAŞAYAN DİLDİR.’’HİSARCILAR akımının düşüncelerini ortaya koyar.
3.MAVİCİLER:
ATİLLA İLHAN, ORHAN DURU, FERİD EDGÜ bir araya gelerek MAVİ DERGİSİNİN çevresinde toplanmasıyla ortaya çıkar.Bu sanatçılar , GARİP akımına ve ORHAN VELİ’ye karşı çıkmışlardır.Şairane bir sanat anlayışının temsilcisi olmuşlardır.
4.İKİNCİ YENİCİLER
1950 ‘den sonra gelişen bir şiir akımıdır.ORHAN VELİ ve arkadaşlarının şiir anlayışına tepki olarak ortaya çıkar.Değişik imgeler, çağrışımlar, soyutlamalarla yeni bir söyleyişin amaçlandığı akımın öncüleri;
CEMAL SÜREYYA, EDİP CANSEVER, TURGUT UYAR, İLHAN BERK, OKTAY RIFAT.
İKİNCİ YENİ , GARİP akımının tam tersi bir noktadan hareket eder.İnsann bilinçaltı dünyasına indiler.Garipçilere tepki olarak doğdular.Doğayı, insanı ve görünümü kendilerine özgü bir anlayışla anlattılar.böylece yeni bir söyleyiş yaratmak istediler.Görünümü, eşyayı, insanı gerçek üstücülerden(sürrealistlerden)daha da aşırıya kaçarak soyutlaştırmışlardır.
Özellikleri:Şiir felsefi yaklaşımlar,çözüm üretme yeri değildir.
· Söyleyiş anlamdan daha önemli olmalıdır.söyleyişteki rahatlığın yerine, şiir dilini zorlaştırmayı tercih ederler şiiri konuşma dilinden uzaklaştırıp, özgün olmalıdır.
· Şiirde öyküleyici anlatım yolu terk edilmelidir,çünkü şiir öyle değildir.kapalı ve soyut bir anlamı vardır şiirin.Söyleyiş anlamdan daha önemli olmalıdır.
· Anlaşılırlık yerine anlamca kapalılığı, somuta karşılık soyutlamayı getirirler.

Monday, March 06, 2006

EDEBİ AKIMLAR

1.KLASİSİZM:
Akıl, mantık, sağduyu esastır.onlara göre duygu ve coşkular aldatıcıdır.
Günlük gelipgeçici olan konuları değil, kalıcı olan konular işlenmişler.
Akla ve mantığa önem verdikleri için tiyatroda üç birlik kuralı hakimdir.
İdeal ve mükemmel insanı (aklı ve iradesini kullanan)konu olarak işledi.
Yapıtlarda olgun ve seçkin insanlar ele alınır, insanlığa seslenilir.
Sanatçılar eserlerde kişiliklerini saklamışlardır, bu nedenle duygu düşünce değil, akıl ve mantık ön plana çıkmıştır.
Önemli olan konu değil, konunun kusursuz bir dille anlatımla aktarılmasıdır.
Sanat sanat içindir.
2. ROMANTİZM:
Klasikler akla önem veririken, romantikler hayal ve duyguya önem veriri.
Klasikler eserlerde kişiliklerini gizledi;fakat romantikler kişiliklerini gizlememiştir.kendi duygu ve düşüncelerini anlatmışlardır.
Klasikler seçkin mükemmel insanı ön landa tutarken, romantikler gülünç, kaba, çirkin insanı da anlatır.önemli olan ideal insan tipi değil, çağdaş insan tipidir.
Klasikler tiyatroda üçbirlik kuralını benimserken, romantikler bu kuralı yıkmıştır.sahnede çirkin , kaba olayları da yansıttılar.
Gerçek bütün yönleriyle verilir.iyi, kötü, çirkin…
Romantikler doğayı betimleyip, onun derinliklerindeki anlamı sezmeye çalıştı.
Dil, seçkinlik kaygısı güdülmeksizin kullanılır.
Klasisizmin önemsemediği din duygusuna önem verdiler,kişileri inanca götüren akıldan çok duygulardır.duygu, hayal ve coşkunluk önem kazanır.
Ulusal ve mahalli hayatın işlenmesine önem verilir.seçkin tiple değil, toplumda yaşayan insanlar kahraman olarak seçilir.
3.REALİZM:
Sanatçı, anlattıklarında GÖZLEME ve BELGEYE dayanmalıdır.insan bulunduğu çevrenin özellikleriyle tanıtmalıdır.
Sanatçı tarafsız olmalı, kendi duygu ve düşüncelerini saklamalı
Klasikler insanı ve toplumu olması gerektiği gibi, romantikler ise kendi istedikleri gibi anlatırken, realistler insanı ve toplumu iyi-kötü, güzel- çirkin demeden olduğu gibi tüm gerçekliği ile veriri.
Kişiler toplumsal düzeylerine göre konuşturulmuştur.
Sanatçının eğitme amacı yoktur, o gerçeği olduğu gibi yansıtır.
Realistler toplumun gerçeklerini anlatmalarına rağmen, sanatı ve edebiyatı bir mücadele aracı olarak görmediler
Realist edebiyatta tiyatro, roman türleri çok gelişmiştir.
İnsan gelişiminde çevre betimlemelerinin etkisi vardır.romantizmde betimlemeler süs içindir, realistlerde süs değil kişinin iç dünyasını yansıtır.
4.NATURALİZM
Naturalizm aslında realizmin bir türü sayılabilir, fakat realizmden daha ileriye giderek GÖZLEMCİLİĞİ DENEYE dayandırmıştır.
Deneysel bilimlerde uygulanan yöntemler edebiyata uygulanmıştır.
Doğa betimlemeleri, kişileri tanıtmada araçtır.
Eserin kahramanı toplumun hangi katındaysa ona göre konuşturulur.
Yazar kişiliğini gizler, hayatın iyi- kötü bütün yönlerini anlatır.
Anlatım doğaldır.
· İnsanın duygu, düşünce ve tutkularını;içinde yaşadığı çevre tarafından oluşturulur.bu nedenle kişiler olaylar yazarın istemi dışında gerçekleşir.kişinin iradesiyle yaptığını sandığı pek çok şey aslında insanın yetiştiği doğal ve toplumsal çevreden etkilenir.

Sunday, March 05, 2006

20.yy TÜRK EDEBİYATI

20.yy TÜRK EDEBİYATI
1)FECR-İ ATİ EDEBİYATI (1909-1910)
II.Meşrutiyetin ilanıyla oluşan özgürlük ortamında başat ‘Türkçülük’olmak üzere yeni düşünceler ortaya çıkar.Servet-i Fünun Edebiyatın’dan boşalan yeri doldurmak amacıyla bir grup genç yazar yeni bir edebiyat anlayışını bir bildiriyle halka duyurdular.(24 Şubat 1909)kendilerine de FECR-İ ATİ adını takan bu grubun edebiyat ve sanat anlayışları şöyledir
Sanat kişisel ve saygıdeğerdir
Edebiyat ciddi ve önemli bir iştir.bu ciddiyet halka anlatılmalıdır.
Batı edebiyatını doğuya, doğu edebiyatını da batıya tanıtmak gerekmektedir.
Bu ilkeleri uygulayamayan topluluk kısa sürede dağılır.(1910)
fecr-i ati topluluğu edebiyatın önemli olduğunu anlatmak için edebiyata canlılık getirmeye çalıştılar fakat Servet-i Fünuncuların yaptıklarından farklı hiçbir şey yapmadılar.
sanat sanat içindir ilkesine bağlı kaldılar.sembolizmin etkisinde kaldılar.
şiirde anlaşılmaz bir dil sürmeye devam ettiler.
Fecr-i Ati topluluğu içinde yer alan sanatçılardan bazıları ‘’Milli Edebiyat ‘akımı içinde yer almışlar, bazıları da Ahmet Haşim gibi bağımsız olarak varlıklarını sürdürdüler
SANATÇILAR:
Ahmet Haşim, Ahmet Samim, Celal Sahir, Emin Bülent, Refik Halit, Hamdullah Suphi, Mehmet Fuat, Ali Canip, Yakup Kadri, Cemil Süleyman …
2)MİLLİ EDEBİYAT
20.yy ilk yılları Türkiye’de fikir ve sanat hareketleri bakımından durgun geçer.Ancak 1908 Meşrutiyetten sonra memlekette canlı ve hareketli bir edebi dönem başlar.Halktan kopuk Batı tipi edebiyat yerine ulusal kaynaklara yönelik Halk Edebiyatı benzeri bir edebiyat düşüncesi aydınlarımızca benimsenir.Aydınlar arasında gelişen bu düşünceler 1911’den itibaren milliyetçilik akımına dönüşür.
Bu akım 11 Nisan 1911’de Selanik’te ‘’GENÇ KALEMLER’’dergisinin çıkmasıyla başlar.Bu dergide şiir ve makaleler yayımlayan Ali Canip Yöntem, Ömer Seyfettin ve Ziya Gökalp akımın kurucuları olarak sayılabilir.Mehmet Emin Yurdakul şiirleriyle, Mehmet Fuat Köprülü ‘edebiyat tarihi ‘ alanındaki bilimsel çalışmalarıyla bu topluluğun üyesi olmuştur.
Genç kalemler dergisi yazarları, milli edebiyatın ancak dilin sadeleşmesiyle oluşabileceğine inanmışlar ve dergide yayımladıkları ‘’yeni lisan ‘makalesi ile dil hakkında görüşlerini ortaya koymuşlardır.
MİLLİ EDEBİYATIN GENEL ÖZELLİKLERİ
ŞİİRDE;hece ölçüsü kullanıldı, uyaklar halk edebiyatındaki gibidir,nazım birimi dörtlüktür,nazım türleri halk edebiyatı nazım türlerine benzer ;ancak Batı edebiyatın da alınan türler kullanıldı
en çok hikaye ve roman türünde yapıtlar verilmiştir.dil son derece yalın ve anlaşılırdır.Konu olarak Türk insanının özellikleri,halkın sorunları, ulusal tarihimizin şanlı sayfaları işlenmiştir.
SANATÇILARI:
Ömer Seyfettin,Ziya Gökalp, Ali Canip Yöntem, Mehmet Fuat Köprülü, Mehmet Emin Yurdakul
I.Dünya savaşı ve sonrasında roman ve hikayede sade bir Türkçe ile yurt sorunlarına değinen Halide Edip Adıvar, Reşat Nuri Güntekin, Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Refik Halit Karay ;sade bir dille yazdığı fıkra, anı, gezi yazılarıyla Falih Rıfkı Atay Milli Edebiyat akımından etkilenmiş edebiyatçılarımızdandır.

SERVET-İ FÜNUN (EDEBİYAT-I CEDİDE)EDEBİYATI

SERVET-İ FÜNUN EDEBİYATI(EDEBİYAT-I CEDİDE)
ÖZELLİKLERİ
Fransız edebiyatı örnek alınmış;hikaye ve romanda realizm ve naturalizm;şiirde de parnasizm ve sembolizm akımlarının etkisinde kalınmıştır.
Sanatçılar, Batı edebiyatına hayranlık derecesinde bağlıdırlar.bu tutumları taklitçiliğe kadar gitmiştir.
Tanzimat edebiyatının tersine ‘sanat sanat içindir’anlayışını benimsemişler,siyasal ortam nedeniyle toplumsal konulara değinmemişlerdir.bu nedenle daha çok bireysel konulara değinmişlerdir.PARNASİZM etkisiyle daha çok doğa betimlemeleri önem kazanmış, tablo izlenimi veren şiirler yazılmıştır.hatta zaman zaman doğa kişileştirilmiştir.
Halka değil seçkinlere hitap eden sanat amaçlanır.
Dil ağır ve süslüdür.bu dönemin şair ve yazarlarındaki en büyük kusur,dilin sade olmamasındadır.dile Arapça,Farsça,Fransızca’dan yeni sözcükler tamlamalar girmiştir.hatta servet-i fünün döneminde o zamana kadar hiç kullanılmamış tamlamalar yapılarak YAPAY bir dil oluşturulmuştur.
Nazım birimi olarak dize alınmıştır.anlam dizeden dizeye geçmiştir.hatta bir dizenin ortasından başlayan anlam, başka bir dizenin ortasında tamamlanmıştır bu da demek oluyor ki; parça güzelliği yerine bütün güzelliği önem kazanmıştır.NAZIM(ŞİİR) NESRE (DÜZYAZI)yaklaştırılmıştır.
Kafiye (uyak)kulak içindir.
Yalnız aruz ölçüsüne değer verilir.Divan edebiyatı geleneğinden kalan sadece budur.fakat bu dönemin şairleri aruza yeni bir canlılık getirmişlerdir.işlenen konuya uygun ritm ve uyumda kalıplar kullanmışlardır.hece ölçüsü ciddiye alınmamıştır.hece ölçüsüyle sadece çocuk şiirleri yazılmıştır.
Nazım biçimlerinde de değişiklikler yapılmıştır.divan edebiyatı nazım biçimleri tamamen terk edilmiş, batı edebiyatının SONE , TERZA –RİMA türleri kullanılmıştır.ayrıca SERBEST MÜSTEZAT ve KARMA nazım biçimleri de bu dönemde kullanılır.HALİT ZİYA UŞAKLIGİL ‘’MENSUR ŞİİR’’adlı eseriyle mensur şiir türü de ilk kez bu dönemde edebiyatımıza girmiştir.
Şiirde resim ve müzik öğeleri öne çıkar.bir tablo görünümündeki bu görüntüler belli bir ses uyumu içinde verilmeye çalışılmıştır.
Şiirin konusu genişletilmiştir.en basit nesneler, günlük olaylar, gözlemler şiirin konusu olmuştur.
Bu dönemde düzyazı türlerinden roman ve hikayenin temelleri atıldıruhsal çözümlemeler geniş yer tutar.olaylar genellikle İstanbul’da geçer.Roman kişileri genellikle varlıklı ailelerden gelen aydınlardır.ancak nadir de olsa bazı eserlerde halktan kişiler de vardır.siyasi ortamdan dolayı sosyal eleştiri yapılamadığı için sanat sanat içindir anlayışı hakim olduğundan; hikaye ve romanlarda sadece aşk ve aşk için çekilen acılar, umutsuzluk, hayal kırıklıkları, bezginlik, karamsarlık gibi bireysel konular işlenir.Cümleler uzundur.ve bu nedenle bütünü anlatırler böylece de roman ve hikaye tekniğini geliştirirken, ÜSLUP da geliştirilir.
Tiyatro tümüyle terk edilmiş. Önemli sayılacak tiyatro örneği bulunmamaktadır hatta önemli sayılabilecek tek bir tiyatro eseri bile yazılmamıştır.